Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

T. İ. 130. Ataların Dini = Zannı Din Anlayışı Şirk


ATALARIN DİNİ = ZANNI DİN ANLAYIŞI ŞİRK


Efendimiz “Her doğan, İslam fırtarı üzerine doğar. Sonra, anne-babası (çevresi) onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar” buyurulmaktadır. İşte burda “FITRAT” kelimesi anahtar kelimedir. “Fatırıssemavatı vel ardı” (Fatır/1) ayeti ve “Allah nurus semavatı vel ard” (Nur/35) ayetleri ile FITRAT’ın ALLAH’ın NURU üzerine olmak olduğu anlaşılır. Nefsi natıka, doğuşta bu NUR ve KURAN sırrı ile her doğan çocukta oluşu FITRAT demektir. Rum suresinde şöyle buyrulur: “(Habibim) O halde Sen yüzünü (nefsi zatını) vechini bir muvahhid olarak dine yönelt. Allah’ın insanları yaratmasında esas aldığı o fıtrata uygun hareket et” (Rum/30). İşte bu fıtrat TEVHİD DİNİ İSLAMDIR. Tevhid sırrından uzaklaşılması hem fıtrattan hem “Allah indindeki DİN İSLAMdan” uzaklaşmak ve karanlık ve cehalete, zulmete-ŞİRKE düşmek demektir. Kuran’da tevhid sırrı HANİF DİN olarak tanımlanmaktadır ve Efendimiz “Ben hanif din üzerine gönderildim” buyurarak TEVHİD’in İSLAM dininin temeli olduğunu vurgulamıştır. Zaten islamın temelinde de Kelime-i Tevhid ve Şehadet vardır. Kuran’da İbrahim (as) dilinden: “Ben vechimi (nefsimi-yüzümü) HANİF olarak yeri ve semaları yaratan ALLAH’ın ZATINA döndürdüm. Ben müşriklerden değilim” (Enam/79) buyurulmuştur.

“İbrahim hanif bir müslümandı, müşriklerden olmadı” (Ali-İmran/67) buyurularak İslamın DİN olarak ezelden beri HANİF (TEVHİD DİNİ) olduğu ve şirki yasakladığı açıktır. İşte “İslam fıtratında doğar” ve sonra anne-babası (çevre) onu ŞİRK içine (hristiyan-Yahudi-mecusi) düşürür buyurması bu hakikate binaendir. İşte Kuran bu hakikate “ATALARIN DİNİ” “BABALARINIZIN DİNİ” kavramı getirerek, fıtratan (Tevhidden) uzaklaşarak ŞİRK BATAKLIĞINA düşen toplumları uyararak tekrar tevhid hakikatine davet etmektedir. Efendimiz dilinden Hakk: “Deki: Bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor, hala müslüman olmayacak mısınız?” (Enbiya/108), “Muhakkak bil ki “LA İLAHE İLLALLAH” (Muhammed/15).

İşte Kuran, İslam Dini adı altında tüm insanlığı ezelden ebede kadar TEVHİD’e davet etmektedir. Bugünde bu davet halen devam etmektedir. İslam aleminin ve insanlığın bu günkü temel sorunuda; manevi hastalığada Kuran’ın ve Muhammed’in ALLAH ve TEK İLAH anlayışından sapması ve “Ataların dini ve İLAH’ı” olan “ZANNİ-HAYALİ-NEFSİ İLAH ve DİN” anlayışında saplanıp kalmasıdır. Teşhis doğru olursa TEDAVİ gerçekleşir. Yoksa palyatif-geçici tedbirler ile tedavi gerçekleşmez.

Bugün İslam aleminde kanser gibi hızla yayılan, hem kendi nefsini ve hemde toplumları kanserleştiren manevi hastalık ŞİRKtir. Kaynağıda Kuran’ın “tagut” olarak bahsettiği “zanni-hayali-nefsi ilah (put)” anlayışı ve bu ilah (put) anlayışlarının türettiği “zanni-nefsi din” anlayışının yaygınlaşmasıdır. “Zanni-nefsi ilah” anlayışına “İslam” denmesi nedeniyle “sorun-hastalık” teşhis edilememekte ve ŞİRK’in tanısı konulamamakta bu nedenle TEVHİD tedavisi yapılamamaktadır. Bu dediklerimizi Kuran’dan ayetlerle delillendirirsek:

“Onlara “Allah’ın indirdiğine uyun” dendiği vakitde: “Yok, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız” dediler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemez idiyseler demi onlara uyacaklar?” (Bakara/170) buyurarak toplumdaki ZANNİ DİN anlayışının AKIL ile sorgulanması ve ALLAH’a (Uluhiyeti Zatı Tasdik’e) davet edilmektedir. Her insan ve toplum. Benzer ayette:

“Onlara: “Alah’ın indirdiğine ve peygambere gelin” dendiği zaman: “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter” derler. Ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolu da bulamayan kimseler olsadamı?”(Maide/104) diyerek; Hem Uluhiyete (La ilahe illallah) hem peygambere (Muhammeden Resulullah) idrakine davet vardır. Ayet bunların TEVHİD yolu ve doğru yol olduğunu ve bunun ancak İLİM ile gerçekleşebileceğini ve ilim ve irfan olmadan “ataların din ve ilah anlayışının” yetmeyeceğini bize bildirerek ikra=oku emriyle hepimizi “gerçek ALLAH ve DİN” anlayışına davet etmektedir.

“Onlar bir kötülük yaptıkları zaman:”Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti” derler. Deki: “Allah kötülüğü emretmez. Allah’a karşı bilmediğimiz şeyleri mi söylüyorsunuz? “Araf/28).

İşte burada kötülükten kasıt temelinde ŞİRK olan tüm günahlardır. Ve bu anlayıştaki kişiler ve toplumlar “nefislerindeki ZANNİ İLAH’a ALLAH adını” vererek bunu meşrulaştırma yoluna girdiklerini ayet açık bir şekilde açıklamaktadır. Ayetin sonunda “ALLAH’a olan İLİMLERİNİN” eksik ve yanlış olduğu vurgulayarak her birey ve toplum “nefsi-zanni ilah edin” anlayışından “Kuran’ın Allah’ına” “Uluhiyeti Zatı” anlamaya davet edilmektedir. İşte bu konuda şu ayet bizi şöyle uyarmaktadır: “Onlar hiç bir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığınız isimlerdir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerinin arzularına uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir” (Necm/23). İşte Hakk bizi “zanni-nefsi ilah ve din” şirkinden, tevhid DİNİ islama bu şekilde davet etmekte ve yolun Uluhiyeti anlamaktan ve Resulüne hakiki manada tabi olmaktan geçtiğini ifade etmektedir. “Zanni-nefsi ilah” a “ALLAH” isminin verilmesi kişiyi kurtarmaz.

Zira şu ayet açıkça bizleri bu konuda uyarmaktadır ve irfan ve akıl ile KURAN ALLAHINA ve Uluhiyeti ve Rububiyeti idrake bizleri davet etmektedir: “Hani o kavmine “Siz Allah’tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzel olani sizinde Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi olan Allah’ı bırakıp da “BA’LE (Ba’l ismindeki puta) mı yalvarıyorsunuz?” dedi” (Saffat/126)

İşte kişilerin nefislerindeki “zanni-hayali ilah” anlayışı onların “Batını putları”dır. Bu puta “Allah” isminin verilmesi o putu meşru kılmaz. Hakk’ı o suret ve anlayışta sınırladığı için yine küfürdür ve yine şirktir. Bu nedenle ayetin başında bizi nasıl bir RAB ve nasıl bir Allah anlayışına davet ettiği ifade etmektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgi “zanni İlah”, “Tagut”, “Uluhiyet-Rububiyet Tevhidi” ve “Şirk ve Şirk mertebeleri” makalelerimizde verilmiştir.

İşte bu “zanni-nefsi ilahlar” konusunda Allah İbrahim (as) dilinden bizleri düşünmeye davet etmektedir: “İbrahim dedi ki: “İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı düşündünüz mü?”(Şuara/76).

“Onlar bu sözü (Kuran’ı) düşünmezler mi? yoksa kendilerine, daha önce geçmişte atalarına gelmeyen bir şeymi geldi” (Müminun/68). Yine düşünüp “zanni-nefsi ilah” şirkinden kurtulup TEVHİD SIRRINA ermemiz için bizleri şöyle uyarıyor:

“Sizin Allah’ı bırakıp ta o taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurduğu bir takım isimlerden başka bir şey değildir. Bunlara tapmanız için Allah hiçbir delil indirmiş değildir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, size, kendisinden başkasını ilah edinmemenizi emretti. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler” (Yusuf/40).

İşte “zanni-hayali-nefsi ilahlara” isimler vermemiz, üstelik “ALLAH” ismini vermemizin dahi bizleri şirkten kurtarmayacağı açıkça bildirilmiştir. Hakk bizi “la ilahe illallah”  ile emredilen “ilahınız tek bir ilah olan Allah’tır” ifadesi ile Uluhiyet Tevhidini idrake ve “Kuran-Muhammedi Allah idraki” ne bizleri davet etmektedir.

“Zanni-nefsi ilahlar” ile “zanni-nefsi din” anlayışı geliştiğinden ve herkesin ilahı farklı olduğundan Hakk bizleri şöyle uyarmaktadır: “Bu hususta ne kendilerinin nede atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarınızdan çıkan söz ne büyük bir iftiradır. Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar” (Keyf/5). İbrahim (as)’ın dilinden bu anlayış içinde olanlar şöyle uyarılıyor: “İbrahim: “Andolsun ki sizlerde, atalarınızda apaçık bir dalalet içindesiniz” dedi” (Enbiya/54), “Onlar: “Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk” dediler” (Enbiya/53) buyurarak ve bu durumda olanları HAK DİNE davet için şöyle uyarıyor:

“Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim, Allah’a hiçbir şeyi ortak tutmamız olmaz. Bu bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur. Fakat insanların çoğu şükretmezler” (Yusuf/28) buyurarak bizleri HANİF (TEVHİD) DİN İSLAMA ve MÜSLÜMAN olmaya davet etmektedir. “Zanni-hayali-nefsi İLAH” şirkinden, TEK İLAHA ve Müslüman olmaya bizleri davet eden Hz. Resul ise şöyle buyuruyor: “Bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor; hala Müslüman olmayacak mısınız?” (Enbiya/108).

İşte Müslüman olabilmenin ŞARTI, zanni-nefsi ilahları=putları terk edip “TEVHİD SIRRINA” ermek ile mümkündür. Bunun Bunun yoluda hem hüviyeti Zat, hem Uluhiyeti Zat ve Rububiyeti Zatını irfan yolu ile – İLİM FARZ – idrak ve müşahededen geçmektedir. Şu ayetler HAKKIN bizi TEVHİD hakikatine ezelden ebede kadar TEVHİD ve İSLAMA davet ettiğinin açık delilleridir.: “Yoksa sizde olaya şahit mi oldunuz; Yakub’a ölüm hali gelip çattığı zaman, oğullarına; “Benden sonra neye ibadet edeceksiniz? Dediği zaman, oğulları, “Senin Allah’ına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın Allah’ına, tek olan o Allah’a ibadet edeceğiz. Biz ancak O’na (Hüviyeti Zatın) boyun eğen Müslümanlarız” dediler” (Bakara/133). İşte  TEVHİD ANLAYIŞI’na tabi olmamız gerektiğini belirten ayette: “O halde sakın şunların ibadet edişlerinden şüpheye düşme. Daha önce ataları nasıl ibadet ediyor idiyseler bunlarda öyle ibadet ediyorlar. Bizde kendilerine nasiplerini elbette eksiksiz öderiz” (Hud/109).

Demek ki hidayet ve doğru yol için şirkten arınıp TEVHİD’e ulaşmak şarttır. TEVHİD EHLİNE uymak ve TEVHİD EHLİNİ arayıp bulmak İSLAM olmanın hem bireysel hem toplumsal görevdir. Eğitim TEVHİD üzere olmazsa “zanni-nefsi-hayali ilahlara” ibadet edilir ki şirktir. Fıtrattan-Nurdan uzaklaşıp zulmete nefse zulume düşmektir. Hakk ise bizi “zulmetten (şirk) NURA (tevhide) davet etmektedir. Tevhide ulaşanlarıda şöyle müjdelemektedir: “Ve işte böyle, Rabbin seni seçecek ve sana rüya tabirinden bilgiler öğretecek. Bundan önce ataların İbrahim’e ve İshak’a tamamladığı gibi, nimetini hem sana, hem de Yakup soyuna tamamlanacaktır. Muhakkak ki, Rabbin Alimdir, Hakim’dir” (Yusuf/6). Halbuki “zanni-nefsi-hayali batını ilahlara (puttan) tapıp şirke düşünlere Hakk’ın uyarısı şöyledir: “Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki. “Allah dileseydi ne biz ortak koşardık, ne de atalarımız ortak koşardı. Hiçbir şeyide haram kılmazdık” Onlardan önce yalanlayanlar da böyle söylemişlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Yanınızda bize çıkarabileceğiniz bir bilgimi var? Siz, sadece ZANNA uyuyorsunuz ve siz sadece SAÇMALIYORSUNUZ” (Enam/148).

Zanni ilahlar ile uyanlar konusunda bizleri de bu şirkte korumak için Hakk şöyle uyarıyor: “Ey Muhammed! Yine böyle biz senden önce de hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek, oranın refah içinde olanları “Biz babalarımızı bir din üzerinden bulduk, bizde onların dinine uyarız” dediler” (Zuhruf/23).

İşte “zanni-nefsi-hayali ilahlar” anlayışı, “zanni-nefsi-hayali din” anlayışları doğurduğundan Kafirun suresi inzal olmuştur ve surede şöyle buyurulmaktadır: “1. Deki ey kafirler (şirktekiler) 2. Tapmam o taptıklarınıza 3. Sizde benim mabuduma tapanlardan değilsiniz 4. Hem ben tapıcı değilim sizin taptıklarınıza (mabudunuza=zanni ilahlarınıza) 5. Hem de siz benim mabuduma (ilahıma) tapıcılardan değilsiniz 6. Sizin dininiz size, benim dinim bana.

İşte “ZANNİ-NEFSİ İLAHDAN” “TEK İLAH ALLAH” anlayışına bizleri davet için İHLAS ve FATİHA surelerini armağan ederek TEVHİD İDRAKİNE davet etmiştir. kişinin tevhid idraki, ihlas ve Fatiha’yı idrak düzeyindedir. Bu iki sure HAKK’ı TEVHİD’de MİHENK TAŞIDIR. Hem bireysel hem toplumsal ALLAH ve İSLAM anlayışı bu iki sure ile test edilebilir. “O’ndan (Hüviyeti Zatından) başka ilah yoktur. O (Hüviyeti ZATIYLA) hem yaşatır, hem öldürür. O sizinde Rabbiniz, sizden önceki babalarınızın da Rabbidir” (Duhan/8) ve “Hüvellahüllezi lâ ilahe ila HUVE” (Haşr/23) ve “Muhakkak bilki; “LAİLAHE İLLALLAH” (Muhammed/19) ayetleri ile HAKK bizleri TEVHİD hakikatine davet etmekte; nefsimizdeki hayali-zanni ilahlar ve putlardan ve böylece oluşan şirk anlayışından kurtulmamızı emretmektedir. Bunun yoluda ancak ilim ve irfan ile TEVHİD EĞİTİMİNDEN geçmektedir. Böyle bir eğitim alınmazsa Kuran bu anlayışı “fıtratın bozulması” anlamında ataların şirk anlayışı ile dalalete düşmek anlamında “Ataların dini” anlamında ŞİRK’i vurgulamıştır. tevhid üzere “ataların dinine” uyanları ise övmüştür. İşte İslam aleminin ve insanlığın bugün içinde bulunduğu sıkıntı-manevi buhranın temelide “TEVHİD İDRAKİ ve MÜŞAHEDESİ”nden uzaklaşılması yatmaktadır. “Nefsine arif olan Rabbine arif olur” yani “Rabbını Tevhid edebilir”. Bu nedenle “nefsi” irfanı anahtar konumundadır. TEVHİD’e giden yol NEFS İRFANINDAN geçtiğinden ve “Nefsini tezkiye eden felaha (kurtuluşa) erer” (Şems/9) müjdesinden yola çıkararak hem bireysel hem toplumsal NEFS tezkiyesi için şirkten kurtulup TEVHİD NURU’na ulaşmak için irfan yoluna bir an önce çıkmamız şarttır. Zira “İlim öğrenmek kadın ve erkek her müslümana farzdır”

Tarihteki kişi ve olaylara ve toplumlara da “TEVHİD” ve “ŞİRK” manası gözlüğüyle bakıldığında büyük ibretler alınır. Şirk helakı, tevhid bekayı gerektirmektedir. Tarihten ibret almak ve geleceğin insanı için şu soru sorulması şarttır: Ataların dini: TEVHİD Mİ? ŞİRK Mİ? Hangi olaylar ve kıssalar bu hakikat ve hangi hedef üzerine kurulmuştur. Bu analiz ve araştırma aynı hataların tekrarını ve tarihin tekerrür ederek “ibret” olmasını engelleyip BEKA SORUNUNU aşmada önemli dayanak olacaktır: Efendimiz bu konuda iki anahtar hadisi bizlere armağan etmiştir. “Kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. Üstünlük TAKVADADIR”, “Arabın, Arab olmayana; Arab olmayanın Arab’a üstünlüğü yoktur. Üstünlük TAKVADADIR”.

Takvanın Kemali; MUTLAK TEVHİD İDRAK ve MÜŞAHEDESİDİR. İslam Dininin temelide, hedefide kemalide TEVHİD İNANCI’dır. Bu nedenle “zanni-nefsi-hayali ilahların anlayışını” toplumlara DİN kisvesi altında sunmak, kişilerin ve toplumların NEFSİNE ZULÜM olup “ŞİRKİ DİN DİYE SUNMAK” tan öteye geçmez. Bugün İslam aleminin ve insanlığın içindeki çıkmaz sokak budur. Kendini islam ülkesinde doğmakla zahir ibadetleri yapmakla, tevhid sırrına ulaşmadan, zannındaki-nefsindeki ilahlara Allah ismini vermekle kendini müslüman sanarak yaşamak kendi nefsine zulüm olup “kendi ayağına kurşun sıkmaktan farksızdır. Bu şirk girdabından, tevhid eğitimi alıp HAKKA VUSLAT oluşmadan ne bireysel ne de toplumsal BARIŞ-HUZUR-GÜVEN-SELAMET (İSLAM) oluşamaz. DOST ACIYI – GERÇEĞİ İFADE EDENDİR.



önceki sayfa               sonraki sayfa

içindekiler
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam184
Toplam Ziyaret514185
Hava Durumu
Saat
Takvim