Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

T.İ. 122. Salat Sırrı – Miraç – Tevhid – Nur



SALAT SIRRI – MİRAÇ – TEVHİD – NUR


Salat kelimesinin kökeni incelenecek olursa; Farsça’da “Ateşin karşısında saygı ile eğilmek”; Akkadça’da “Balık ağı, hayvan yakalama ağı”, “savaşmak”, “üzerine otorite sahibi olmak”, “kendini bir şeye adamak, sofu, hayran olmak”, “özveri-fedakarlık-bağlılık, sadakat, yükseltme, tanıtma” anlamını taşımaktadır. Salat: Allah’ı Zat, sıfat, esma ve fiilleriyle tanımak, yüceltmek ve Lillah=Allah için, Allah’ın Mutlak Zatına, Zatıyla, Zatça abduHu sırrıyla, O’nun Zati Hüviyeti’nin ve Uluhiyeti’nin otoritesini, azamet ve kibrasını kabul etmek demektir.

Her bir kelime kendisine yüklenen mana kadar değer taşır. Yürklenen mana ise ancak irfan ve marifet kadardır. Bu nedenle herkesin “salat” “Kuran” kelimelerine yüklediği mana, nefsinde o kelimeye verdiği “MANA” kadardır. Bu kelimeye yüklenen mana, o şeyin değerini ve kalitesini ifade eder. Herkesin, her insanın bu kabul ettiği manayı geliştirmesi için “İLİM FARZ” kılınmış ve “Beşikten mezara kadar ilim talebi FARZ” kılınmış ve “İki günü eşit olan ziyandadır” buyurularak gaflet ve dalaletten sıyrılmamız emredilmiştir. Her kelime, her hayret bu tanımın içine girer. Bu nedenle Efendimiz “Her ayetin zahiri, batıni, haddi, matlaı vardır” buyurarak bizi “daim keşfe” davet etmiştir.

Efendimiz “Namazı benim kıldığım gibi kılın” buyurarak, bize sadece “zahir namazı” değil, namaz esnasında “OKU”duğumuz KURAN ve O’nunla ilgili ifadeleri, batınlarını anlamaya ve keşfetmeye ve onlarla yaşamayı emretmiştir. Kuran’da “Ne dediğinizi bilinceye kadar sarhoşken namaza yaklaşmayın” ayetiyle BENLİK=ENANİYET sarhoşu iken okuduklarımızın manasını idrak etmeden kılınan namazın sadece cismani zahir namaz olacağını ifade etmektedir. Salat=Salavat, rahmet, dua, ibadet, destek, yardım, istiaze, teveccüh, irtibat, Hakk ile beraberlik manalarınıda ihtiva etmektedir.

Salat=Namaz Hakk ile beraberlik (ihsan ve ikan), Hüviyet beraberliği içinde iken kulluk mertebesinden (abduHU) Mutlak Zatına teveccüh ve acz ve fakrını, Zat’a bildirmek ve O’na (hüviyeti Zatına) kulluk etmek ve yalnız O’ndan yardım dilemektir (İyyekanabu ve iyyekenastain sırrı) bunu anlatır. “Fatiha sırrı ile Hayat Namazı” makalemizde ayrıntıları mevcuttur. Efendimize “Yeryüzünün mescid kılınması” sırrı ile her insan her an Hakk ile hüviyet beraberliği içinde olduğundan her an SALAT’ta NAMAZ’dadır. “Nerede olursanız O ilahi hüviyetiyle (hüve) sizinle beraberdir” (Hadid/4), “Onlar namazlarında daimdirler (salatun daimun)” (Mearic/23), “Onlar namazlarını muhafaza edenlerdir” (Mearic/34) ayetleri salatın hakiki yüzünü bize ifade eder.

“Namaz, müminlere belli vakitlerde farz kılındı” (Nisa/103) ifadesi bizlere “DAİM NAMAZ” hakikatine ulaşmamız için emredilmiştir. Beş vakit namaz bizi halk-kesretten VAHDET’e davettir. Bu farz namazlarda “Vahdette kesret” eğitimi “Kuran ve Muhammedi” ifadelerle talim ve terbiye şeklinde ve nefs tezkiyesi sağlanarak bizlere MARİFETULLAH eğitimi verilmektedir. Farz namazlardan çıktıktan sonra, halka-kesrete dönmekteyiz. Ancak yine HAKK ile hüviyet beraberliğimiz devam etmektedir. Bu sefer “Kesrette VAHDET”e dönük eğitim-talim-terbiye başlamaktadır. Zira halk-kesret Hakk’ın zahiri-(esma-sıfatları) olup Hakk batındır. Beş vakit namazda Hakk zahir, halk batın olup DAİM NAMAZ için “Halk-Hakk TEK NEFİS HÜVİYETİ ve MERTEBELERİ” müşahedesi hedeflenmekte birlikte MARİFETULLAH ve MUHABBETULLAH eğitimi amaçlanmaktadır. “Yeryüzünün mescid kılınması sırrı” budur. Hakk’a teveccüh edildiği, Zatı Tevhid edildiği her an namaz olup, ruh secdededir. “Kılacağı namaz sizden birini yerinde tuttuğu, ailesine dönmesine engel olduğu sürece, o kişi namazda sayılır” hadisi ve “Kişinin çoluk çocuğunu ve kendisini kimseye muhtaç etmemek için çalışmasıyla O kişi Allah yolundadır, cihaddadır” hadisibize bu hakikati ifade etmektedir. Böylece “DAİM NAMAZ SIRRI” gelişmesi için kişinin HERAN HER YERDE HAKK’la olduğunun irfanı gerekir. İlgili makalelerde bu sırra nasıl ulaşılacağı ve bu sırra “NEFSE ARİF” ve “RABBE ARİF” olmak suretiyle ulaşılabileceği bilgisi verilmiştir. Daim Namaz’da olan DAİM DUA ve ŞÜKÜR’dedir. Bu nedenle “Dua ibadetin özüdür” ve “Dua müminin silahıdır” hadisleri gerçekleşmiş ve fiili DUA ile istidadi DUA ile “HAYAT NAMAZI”kemale ulaşmış olacaktır. Bunun içinde “gusül abdesti” yani “nefs tezkiyesi” emredilmiştir. Ayetlerde “NAMAZ ve ZEKAT”ın birlikte zikredilmesinin nedeni manevi zekatın “NEFS TEZKİYESİ” olma sırrı nedeniyledir. Tezkiye ise Daim Namaz içinde olanları Kuran şu ayetle bildirmektedir: Doğrusu Ben yeryüzünü salih kullarıma varis kıldım” (Enbiya/105). Hayat Namazı (Salatı) kılındığında “Namaz dinin direği” olup yıkılmaz kale olan TEVHİD kalesine girilir. Nefs tezkiyesi ise her türlü şirkten arınmaktadır. Bu da MARİFETULLAH ve MUHABBETULLAH vasıtasıyla gerçekleşir. İKRA emriyle Kuran’ı ve Hakikat-i Muhammedi’yi yeryüzünde DAİM NAMAZ ile zuhura çıkarmak suretiyle fiili Kuran, temsili-tafsili KURAN ve fiili besmele zuhuru olmak emredilmektedir. HAKİKAT-İ İNSANİYE (Adem) olmanın hedefi budur.

Zira “İNSAN ve KURAN İKİZ KARDEŞTİR” olup “CEMİ ESMA ve SIFATI CAMİ ZAT” mazharıdır. Bu sırra ulaşmak uruç-miraçtır. Bu nedenle “NAMAZ müminin miracıdır” buyurulmuştur. Miraç tevhid olup, TEVHİD SIRRI ile HAYAT NAMAZI kılmak DAİM MİRAÇ halinde HAKK’la Baki yaşamaktır. “El işte, gönül Hakk’ta” dedikleri yaşantı budur. İlahi Esma ve Sıfatlar ZATİ NUR olduğundan, “NAMAZ NURDUR” hadisi de hakikate bu vasıtayla gelmiş olur. Böyle olan namaz ise ayette şöyle ifade ediliyor: “Sana kitaptan vahyedileni OKU ve salatı (namazı) ikame et. Muhakkak salat fuhşiyattan (şirk-günah) ve münkerden (inkar-kötülük) men eder. Allah zikri en büyüktür. Allah yaptığımız her şeyi bilir” “(Ankebut/45).

İşte “Allah her şeyi-her an bildiği” ifade ederek “Allah zikri” ile ULUHİYETİ – HÜVİYETİ ve RUBUBİYETİ ZATINI idrak etmemizi ve böyle bir irfana bizi davet etmektedir. Bunun yolunuda KURAN-SALAT olarak ifade etmektedir. Böyle bir irfanın bizi ŞİRK ve her türlü kötülükten koruyacağını ifade etmektedir. Aksi durumda olanları ise MAUN SURESİ’nde şöyle ifade ediyor: “Dini yalan sayanı gördün mü?” Kim onlar. Yetimi şiddetle iten ve miskini doyurmayan yani Hakikat-i Muhammedi ve Hakikat-i insaniye idrakine ulaşamayan ve insanlardaki “KURAN” ve “NUR” sırrını bilmeyen ve böyle bir irfana sahip olmayan. İşte bu hakikate ulaşamayanlar için Kuran ifadesi: “Onlar namazlarından gafildirler. Onlar RİYAKARdırlar. Onlar zekatı (yardımlaşmayı) ve nefsteki tezkiyeyi men ederler”.

İşte böyle SALATIN bir olumlu ve bir olumsuz yönü belirtilerek kişi “nefs muhasebesine” davet edilmektedir. Zira Efendimiz bu hakikatleri şu hadisleriyle bize bildirmiştir:

“İslam ile şirk-küfür arsında namazı terk etmek vardır” ve “Münafıklarla bizim aramızda ahid namazdır. Efendimiz “Benden gördüğünüz gibi namaz kılın” derken Sünneti Muhammedi olan HAYAT NAMAZInıda ifade etmiş olup İHLAS ve TEVHİD SIRRI ile yaşamımızı geçirmemizi murad etmektedir. Bu nedenle SALAT, İHLAS ve TEVHİD SIRRI ile FATİHA ile MARİFETULLAH ve MUHABBETULLAH hakikati ile HER AN, her yerde HALK’a, HAKK’ça ADALET ile hizmet etmektir. “Halka hizmet Hakk’a hizmet” sırrı MUTLAK TEVHİD SIRRI olup bu hizmetin özelliği ise “FATİHA SIRRI İLE HAYAT NAMAZI” kılmaktır. İKRA – oku emride budur. Dua sırrıda budur. AbduHu sırrıda RESULUHUsırrıda budur. “Fevelli vecheke Mescidil Haram” (Zatını – yüzünü KABE’ye (Ahadiyeti Zata) çevir) emride budur. Bütün bu hakikatlere ermenin yoluda “marifetullah” vasıtasıyladır.

Hayat namazının HİMMET sırrıda budur. HİMMET yardım, kayırma, çalışma, emek, gayret, lütuf, rahmet, iyilik, yüksek irade göstermek suretiyle KALBİN (NEFSİ NATIKA) bütün kuvveti ve kudreti ile Cenab-ı Hakk’ın ZATINA teveccühüdür.

Salatın himmetide FATİHA’dır. Bu nedenle de “Fatihasız namaz olmaz”buyurulmuştur. Hz. Resul. “Fatiha sırrı ile Hayat Namazı” makalemizde ayrıntılı bilgi mevcuttur.

Salatı-ı Nefsi: Nefsin zulmetten NURA yolculuğu olup nefse arif, Rabbe arif olma sırrına, “Marifetullah” ile irfan yolculuğudur. Bunun açılışıda “Fettah” ismi ile maddi ve manevi rızıkların açılmasıdır. Fatiha suresinin bu ismi alması FETTAH sırrıdır. “İnne fetahnaleke fethen mubina” (Feth/1) ayeti bu sırrı anlatır. Nefs tezkiyesi “KURAN OKU” makla – yaşamakla gerçekleşir. Bunun için RİYA’dan İHLAS’a dönmek gerekir. “İyyekenebudu ve iyyekenestain” ayeti İHLAS SIRRI ve İMTAHAN SIRRI’dır. Bu ismi açan isim ise “FERD” olup “Hakikat-i Muhammedi” ve “Hakikat-i İnsaniye” sırrını taşır. Bu iki konu ilgili makalelerde ayrıntılı şekilde ifade edilmiştir.

ZAMMI SURE OKUMA: Hakk ile nefsinde beraberlik kurma olup VAHDETTE kesret eğitimi olup HAKK’ta halkı müşahedenin yoludur. Bu suretle “halk içinde” hayat namazı kılmak için “antreman” ve “irfan” edinme eğitim ve talim-terbiye-tezkiyesidir.

Bu suretle “HADİ” zuhuru gerçekleşmekte “İhdinas sıratel müstekim” ayeti devreye girmektedir. Nefse tatbik edilen ayetler, nefsten NUR olarak zuhura çıkararak, kişinin manevi zekatı olarak alemlere rahmet olmaktadır. Bu NUR’u müşahede eden kamil insan “GÖZ NURU NAMAZ”ı gerçekleştiren ve okuduğu KURAN ile NUR-U İLAHİYİ alemlere sunmaktadır. HADİ ve ADL zuhuru olmaktadır.

SALAT-I RUHİ: Hakk’ın insana emanet olarak verdiği “ilahi isim –sıfatları” ve “NEFSİ NUR” ve “KURAN SIRRINI” hayvani ruhun ve Mudill-şeytan etkisinden kurtarmak suretiyle “TAHİR” ve “MUTATAHİR” olmaktır. Necasetten (şirk) ve “Hadesten (tagut=şirk kökenli her türlü nefsi ilahlar ve kötülüklerden) arınmaktır. “O’na (la yemesseHU) TAHİR olanlardan başkası dokunamaz” (Vakia/79). Kuran’a=HÜVİYETİ ZATINA tahir olmadan şirkten arınmadan ve TEVHİD SIRRINA ermeden ulaşılamaz. Ruh’un namazı şirkten halas olmaktır. “KUDDÜS” ismi bu sırrı taşır. “Ruhul Kudüs” “Feyzi akdes” ve “feyz-i mukaddes” böyle tahir-mutahhir olan NEFS’e tecelli eder. Bu nedenle “Nefs tezkiyesi” mutlak surette “SALATIN” olmazsa olmazıdır.

Bu ise İHLAS ile gerçekleşir. İHLAS suresinde “Velem yekün LeHU küfüvven AHAD”  ile, her türlü şirkten arınma (muhaleten lil havadis sıfatı) tarif edilmiş olup, “Lem yelid ve lem yuled” ile de (kıdem ve beka sıfatı) bekabillah sırrı ifade edilmiştir. Zira Hakikat-i İnsaniye Hakk’ın Zatı İlmi (ayan-ı sabite) olup ZATİ hakikati ifade ettiğinden İNSANIN BEKA SIRRINA uruç (miraç) edebilmesi için bu mertebeyi hedeflemesi istenmiştir. Cennetin ebediyet-ezeliyet sırrı bu ifade de gizlidir. “Allahussamed” ifadesi ile de “Halk ve Hakk’ı Allah ismiyle cem edip, Samed sırrı ile “Kaim binefsihi” sıfatıyla TEK NEFS hüviyetiyle farklı mertebelerden zuhuru ile ULUHİYETİ ZATI tasdik etmemiz murad edilmektedir. “Kul HUVE ALLAHU AHAD” ifadesi ile de gizli hazinenin AHADİYETİ ZATI HÜVİYETİ ile VÜCUD ve VAHDANİYET sıfatlarıyla HÜVE (Hüviyeti Zati) Allah ismi ile “Uluhiyeti Zatını” alemlerde zuhurda olduğunu ve “Samed” sırrıyla her mevcudun O’nun nefsinin, kendi mertebesinden “kayıtlanmış” “sınırlanmış” hüviyetinin mazharı olduğunu ifade ederek bizleri “Vahdeti Vücud Şuhuduna” davet etmektedir. İşte bu anlatılanların “MARİFETİNE” sahip olan KUL=DEKİ emri verilerek Resulu HU sırrına varis-i Muhammedi olarak İRŞAD emri verilir.

Varis-i Muhammedi kamil insanların besmelesi ve kul demesi KÜN emri demektir. Fatiha sırrı ile yaşamasıda; Kuran-ı Natık ve “Yaşayan Kuran” olmalarındaki sırdır. Hz. Ali’nin bu ifadelerinin kaynağı budur. Zira Fatiha’nın birinci bölümü “La ilahe illallah sırrını” ikinci bölüm “Muhammeden Resulullah” sırrını aradaki “iyyekenabudu ve iyyekenestain” ayeti İHLAS ve İMTİHAN SIRRINI ifade etmektedir. ÜÇ İHLAS BİR FATİHA sırrı budur. Üç İHLAS ferdiyet sırrı ve ilmel-aynel ve hakkel yakin bu hakikatlere vukufiyet gerektiğini ifade etmektedir.

SALAT-I NURİ: Namaz hakiki namaz olarak nefsi tezkiye ettiğinden bunun zuhuru “göz nuru”, “alın nuru”, “kalp (nefsi natıka) nuru” ve “vücud nuru” olarak müşahede edilme sırrıdır. Efendimiz “gözümün nuru namaz “ ve “bir nur gördüm” buyurması ve ehlullah’ın “NURUN NAMAZDA ZAHİR” buyurması ve bu nura “NUR-I HU” demelerinin sırrını anlatır. Bu sırra ise nokta (Ahahiyeti Zat), B, Billahi ve Hu sırrı ile İMAN sayesinde ulaşılır. Bu konudaki ayrıntılı bilgi ilgili makalede verilmiştir. Bu nURUN MÜŞAHEDESİ, rüyeti cemal sırrıdır. Setr-i avret ve tesettür sırrıda bu NUR’u muhafaza ve şirkten korumaktır.

Bu nurun müşahedesi CEMAL-İ ZATA VUSLATTIR. Vuslat marifettir. Marifetullahtır. İlgili makalede ayrıntılar vardır.

SALAT-IKALBİ: Nefsi natıkanın merkezi kalbtir. Burası “Noktayı Süveyda” olup, zahir temsili “Hacer-i esved”dir. Ahadiyet-i Zata yönelme, ariflerin kıblesinin ve mescidinin gönül olma sırrı ve istikbal-i kıble sırrı budur. Gönülde Hakk’ın Zatı, “müminin kalbi beytullah, arşullah, hazinetullah, miratullah” sırrı budur. Bunuda salat-zekat (nefs tezkiyesi ve nefsindeki kemal üzere zuhur) sayesinde ulaşılır. Bunuda sağlayan İHLAS ve TEVHİD (Fatiha) SIRR’dır. Halk ve Hakk’ı TEK NOKTADA (Besmelenin altındaki NOKTA) CEM ETME (AHADİYETİ ZAT) mertebesidir. Vahdet-i Vücud Şuhudu ve CUMA NAMAZI sırrıdır. Ahadiyetül Cem-Ahadiyetül Kesret sırrı içinde HAYAT NAMAZI kılmaktır. İlgili makalelerde ayrıntılar vardır.

SALAT-I AKLİ: Her an, her yerde HAKK ile BERABERLİK sırrının yaşanmasıdır. NOKTA ve AN-I DAİM SIRRI bunun zirvesidir. Kesrette Vahdet – Vahdette Kesret yaşamıdır. Halkta Hakk’ı; Hakk’la halkı müşahede sanatı ve irfanıdır. AHAD ismi bu sırra ulaştırır. “Kul HÜVE ALLAHU AHAD” sırrının yaşanması ve idrak – müşahedesidir. Eşyanın hakikatine VAKIF olanların yaşadığı ve müşahede ettiği salattır.

SALAT-I FİKRİ: Niyetin Selim-Selamet olması sırrıdır. Hakk’a teslim Zat’a teveccüh ve LİLLAH (Allah için) olma hakikatidir. “SAMED” ismi bu hakikate ulaştırır. İhlas suresi anlatılırken bahsedildi. Hüviyet ve Uluhiyet Tevhidi gerçekleştiğinde bu salat hükmen zuhurdadır.

“la havle vela kuvvete illa billah” zikri fikrin ve aklın sağlığı ve selameti için gereklidir. Zira bu zikir, kişinin nefsini “beşeri his, hayal ve vehimlerden” arındırıp tezkiye eder.

SALAT-I VEHMİ: Beşeri vehimlerden ve BENLİK ŞİRKİ ve VEHMİNDEN kurtulmaktır. Bunu sağlayan ise “ALLAHUEKBER” sırrıdır. Allahuekber; tenzih-teşbih ve tevhid hakikatine arif olmaktır. İlgili makalede ayrıntıları mevcuttur. “KAHHAR” ve “KEBİR” ismi bunu sağlar. “Mülk Vahid ve Kahhar olan Allah’ındır” ayeti bu sırrı anlatır.

SALAT-I HAYALİ: Hakk’la hayy ve kayyum olma sırrını ifade eder. Beşeri benlikten – ilahi benliğe uruç. Nefsine arif olma sırrıdır. Hakk nurunu müşahede sırrı. Nefsinde İLMİ ZATI müşahede ve nefsini arif olup nefs emanetini sahibi olan HAKK’a teslim edip MÜSLÜMAN olma sırrı. TEVHİD-İ NEFS (Nefsin Vahidetin) sıırına irfaniyet. Marifetullah sıırıda budur.

SALAT-I SURET: Rüku sırrı olup, Cemal-i Nuru Zatı, Nur-ı HU (ZAT) müşahedesi ile Zat’ı tazim ve kibriya ve azametini tasdik sırrı. Suretin-bedenin İLMİ ZATIN taayyün ve sureti olduğunun sırrını müşahede. Hakk’ın hayy ve kayyumiyetiyle VAR olduğunu idrak ve bu sırra arif olarak ZATI tazim ve tasdik.

SALAT-I CİSMİ: Secde sırrı. Hakk yolunda kıtmir gibi FENAFİLLAH sırrına ermek. Hakk’a bakan yüzüyle FENA’da, halka bakan yüzlede BEKA sırrıyla ABDUHU sırrı ile halka Hakk’ça-ADİL HİZMET sırrına ermek. Bedenin HİZMET için araç olduğunu idrak ve “Bedenleriniz ruhlarınızdır, ruhlarınız bedenlerinizdir” hakikatine arif olmak. MUTLAK ZATA “LİLLAH, FİLLAH, ALLAH, BİLLAH” sırrı ile UBUDET sırrına ermek.

SALAT-I KABRİ MEYYİTİ: Bedenle-Ruh BİR olup, “aczub zeneb” tohumunu nefsi natıka nuru ile süsleyip “ölmeden önce ölünüz” sırrına erip “İlim ile hayy olan ebeden ölmez” sırrına ulaşıp, gönlün “RABBIN KABRİ” olma sırrına ermek.

Tüm bu sırlarla “AbduHu, Abdullah, resuluHU sırrı ile HAYAT NAMAZI kılınır.

 

SIRRI SELÂT KASİDESİ
Sırrı selât ilmini öğren ey Talibi Rıza
Salâti himmet feyzi kıraettir fatiha
Salâti nefsi bil anı tezkiye-i hadisat
İsmi Fettah envarı açar fethi mübina
İsmi ferd eyler anı zata vuslat biriya
Oku zamı sureyi olur hakla kelâma
Entelhadi salleyna kabul eyle saletena
Göster bize cemalini yaktı aşkı kulubena
Salâti ruhi bil ehi; tahareti necsi Dünya
İsmi kuddüs envarı eder zata iltica
İmandır salati nuri setri avret etkıya
İsmi Nurunziyası açar cemali yare
Salâti kalbi huzuru Kıblesidir süada
İsmillah azami, ihata eder cümleya
Salâti akli maadi vakittir hem daima
İsmi Ahat envarı mahveder hem masivayı
Salâti fikri selimi niyettir hem bakaya
İsmi Samed envarı verir kuvvet kaima
Salâti vehmi sultani: tekbir etmek iptida
İsmi Kebir envarı yakar anı daima
Salâtü hayali insani kıyamdır zati ala
İsmi Hakkın envarı eder zata temaşa
Salâtü himmet feyzi kiraettir fatiha
İsmi Fettah envarı açar fethü mübina
Oku zammı sureyi olur hakla kelâma
Selâtü sureti cemaliruküu zati azima
İsmi Hayyin envarı tahrik eder ebdana
Salâtü cismi kıtmiri sücudu zati alâ
İsmi Kahhar envarı yakar cismü canan
Salâtü kabri meyyiti teşehhüd münkernekira
İsmi rakip envarı tenvir eder emvata
Kıl namazı Sıdkı'ya bu on iki şart ile
Böylece kulluk edersen olur miraç daima
Entelhadi salleyna kabul eyle salâtena
Yaktı aşkın kulübena göster bize cemalini
Hacı Bekir Sıdkı Visali

 

İşte MİZANDA, kıyamette sorulan ilk soru “namaz hakikati” bu marifettir. Nefsine arif, Rabbine arif olan TEVHİD-İ NEFS sırrı ile MİRAC ve NUR NAMAZ-SALAT; marifetuulah ve Muhabbetullah ile yaşamdır.

“İkra kitabike nefsike” ile NEFSİNLE YAŞADIĞIN hayat namazını “nefs CD’sinden ahirette seyretmekten ibarettir. “Hesaba çekilmeden önce nefsinizi hesaba çekin” hadisi ışığında “NEFSİNİ HESABA ÇEK”. Yukarıdaki sırları nefsinde bulursan Allah’a HAMD ve SENA et; bulamadıysan hemen tevbe et ve nefsine arif olabilecek MARİFETİ taleb et. Namaz gibi bütün diğer ibadetlerde bu sırlara ve İHLAS ve TEVHİD HAKİKATİ AMACI için araçtır. Namaz bütün ibadetleri bünyesinde bulundurduğundan “Salat-Namaz Sırrı” için ifade ettiklerimizin hepsi diğer ibadetler içinde geçerlidir. Nefsini değerlendirme, ibadetlerini sorgulama için kaçınılmaz fırstı elde tutarak; hesaba çekilmeden NEFSİMİZİ HESABA ÇEKEREK hem dünya hem ahiret saadeti için önemli bir adım atmış oluruz. “Namaz DİNİN direğidir” hadisi bu hakikati ifade eder.





önceki sayfa               sonraki sayfa

içindekiler
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam143
Toplam Ziyaret495606
Hava Durumu
Saat
Takvim