Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

T.İ. 85. Venefahtü Min Ruhi-Ruhumdan Üflediğim Zaman


VENEFAHTÜ MİN RUHİ- RUHUMDAN ÜFLEDİĞİM ZAMAN



Hacı Bekir Sıdkı Visali Hazretleri “Ruh ilahi sıfatların mazharıdır” buyuruyor. RUH Hakk’ın ilahi sıfatlar ve isimler ile zuhurundan ibarettir. İlk zuhur ve taayyün ise “ Ruhu Muhammedi “ olup Efendimiz bu hakikati “Allah önce Benim Ruhumu ne nefsimi halketti” buyurarak açıklamıştır. Ruh mertebesinin de öncüsü olduğunu “ Ben Allah’tanım, müminlerde Benden” buyurarak belirtmiştir. Ruh, Zati Nefsin faaliyette geçerek Nefsi (Nefesi) Rahman olarak yayılmasıdır. Ruhul Azam, Zati sıfatların mazharı olup, bünyesinde “Vücud, Kıdem, Beka, Vahdaniyet, Kaim binefsihi, Muhalafetenlil Havadis” sıfatlarını barındırır. Ruhul Kudüs ise sübuti sıfatların mazharı olup “Hayat,  İlim, İrade, Kudret, Sem, Basar, Kelam veTekvin” sıfatlarını bünyesinde barındırır. İNSANA NEFH EDİLEN RUH BÜTÜN BU SIFATLAR VE SIFATLARIN ZUHURU İLAHİ İSİMLERDİR. İnsana nefh edilen (üflenen) ruh nefsi natikaya nakşedilen ve bahşedilen ilahi isim ve sıfatlardır. Nefsi natika, ayan-ı sabitenini zılli ve izdüşümü olarak batıni-zati hüviyetinde bütün bu ilaki isim ve sıfatları barındırır. Zuhura çıkardığı “zahir ve tecelli hüviyeti” oranında Hakk’ı temsil ve tafsil etme yeteneği kazanır.

“Nefsi tesviye edip ona ruhumdan üflediğim zaman ona secdeye kapanın” (Sad/72)  ayeti bu sırrı açıklar. Secde edilmesi istenen bu İLAHİ RUH VE NUR olup, insanın hakikatini temsil eder. “ Ben insanın sırrıyım, insanda Benim sırrımdır.” Buyuran Hz. Allah,  insan-ı kamil ile zuhurda olduğunu ve secdenin KENDİ hakikatine yapılmasını istemektedir. Secdeden kasıt ilahi ruhu ve nuru kabuldür. İstidat ruhu ve nuru kabuldür. Her insanın batıni- zati hüviyeti bu sırrı taşısa da, zahiren ancak insan-ı kamiller bu sırrın temsilcisidirler. Nakıs insan ise bu sırrı zuhura kamil manada çıkaramadıklarından, onlara secde edilmesi söz konusuda değildir. Ancak batıni hüviyetlerinde bu sırrı potansiyel olarak taşıdıklarından her insan saygı ve sevgiye layıktır. Hakk, “Nefse ve onu yaratana yemin ederim ki” (Şems/4) buyurarak nefs hakikatine dikkatimizi çekmiştir. Nefs halk edilirken tesviye de (kabiliyetler verilmesi)  edilerek ruh üflenmesine hazır hale getirilmiştir. “Allah insanı yarattı ve tesviye etti” (Ala/2) buyurulmuştur. Ayrıca “ Sonra tesviye edip kendi ruhundan üfledi” (Secde/9) buyurularak zuhura çıkarılmıştır.

Bir benzetme yapacak olursak, nefsi CD’ye benzetebiliriz. CD’nin uygun hale getirilmesi tesviye edilmesi, CD’ye ses-görüntü kaydedilmesi ona “ruh üflenmesi” hükmündedir. İşte nefsi natika kendisine “ALLAH’IN RUHU NEFH EDİLDİĞİNDE “ insan ruhu vasfını kazanmaktadır. “Adem’e ruhumuzdan nefh ettik (üfledik) “ (Hicr/29) ayeti bu sırrı anlatmaktadır. İnsanı insan kılan ve kerim kılan bu RUH’tur. VENEFAHTİ MİN RUHİ sırrı da budur. Bilkuvve (potansiyel) olarak orijinal kayıt batıni-zati hüviyetimizde kayıtlıdır. Sonradan kesret aleminde üzeri değişik kayıtlarla bozulan orijinal kaydın “zahirimizde de “ yani “zahir hüviyet olarak bilfiil yürürlüğe girmesi “ İNSANLIK SIRRI “ dır.  Özü- sözü BİR dedikleri haldir. Yeni batıni hüviyetin (ruhun), zahir hüviyet ile gerçek ve kamil manda temsil ve tafsil kabiliyeti insanlık sırrıdır.”Ben insanın sırrıyım, insanda Benim sırrımdır” buyuran Allah bizden ilahi isim ve sıfatlarının (RUH) gerçek hüviyetleri ile “mudill” karışmaksızın zuhurunu istemektedir. Bunun yolunu da Kuran ve Sünnet ile bildirmektedir.

İnsanlık sırrı “ nefh edilen (üflenen) ruhun “ kamil manada zuhura çıkarılmasından ibarettir. Bunu gerçekleştirenlere ise insan-ı kamil adı verilmektedir. Ruh-ı Sultan dedikleri de ilahi ruhun zuhurundan ibarettir. İnsanın kamillere “Sultan” ve “ŞAH “ denmesindeki hakikatte bu noktada saklıdır.

“Adem’i kendi suretimde halkettim” buyurması da  İLAHİ RUH ve NURU yani İLAHİ SIFAT VE İSİMLERİ vererek insan Zati Nefsini izdüşümü olarak halketmesinden ibarettir.

İnsan O’nun sureti ve zuhuru olarak O’nun ilahi ismi ve sıfatlarını kullanıma yetkisine sahip kerim bir varlıktır. Üstelik O’nun Nefsinin izdüşümü olarakta O’nun sırrı olmuştur.Bu nedenle kamil insan Arifbillahlar ilahi RUH ve NUR’u taşırlar. Nefesi Rahman sahibidirler. Bu ruh ve nur ile Hz.İsa (as) gibi manen ölüleri diriltir. (biiznillah-biiznihi) Kelamlarına ve sözlerine, MANA yüklerler ve kelamlarındaki RUH ve NUR ile ölü kalpleri diriltirler. Bu nedenle sözleri “KÜN” emri gibidir. Zira Allah’ın ruhu ve nuru ile kelam ederler. Bu sözler “nefha-i ilahiyye” olup “ruh üflenmesi” anlamını taşır.

Arifibillahlar, batıni hüviyetlerini aynen zahire çıkarabilen mümtaz şahsiyetlerdir. Bu sırra ise şu kudsi hadisin hakikati ile ulaşmışlardır:  Kulum Bana nafilelerle yaklaşır ve BEN bu şekilde kulumu severim. Kulumu sevince gören gözü, işiten kulağı, söyleyen dili, yürüyen ayağı, tutan eli olurum. Benimle görür, Benimle işitir. Benimle söyler, Benimle yürür, Benimle tutar” Bütün kuvvetleri Hakkın kuvvetleri olur. Billahi sırrıyla “ Allah İLE” faaliyetlerini sürdürür. Bu sırrın altında yatan hakikat ise “RUH NEFHİ EDİLMESİ” dir. “Adem’e ruhumuzdan üfledik (nefh ettik) “(Hicr/29) hakikatinin nefs tezkiyesi, irfan ve tevhid eğitimi ile billkuvveden bilfiil hale getirilerek “İinsan” olabilmek hepimizin hedefi olmalıdır. Ne mutlu bu nefhayı hakkıyla taşıyabilenlere….



önceki sayfa               sonraki sayfa

içindekiler
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam152
Toplam Ziyaret514153
Hava Durumu
Saat
Takvim