Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

T.İ.77. Tasavvufta Rabıta Hakikati



77. TASAVVUFTA RABITA HAKİKATİ


Rabıta kelimesi Arap lügatında ra-ba-te kökünden türemiştir. Kök anlamı bir şeyi bir yere bağlamak olup, İKİ ŞEY ARASINDAKİ BAĞ-İRTİBAT; bağı kuran alete verilen isim, bir şeye devam etmek; bir şeyi pekiştirmek ve sağlamlaştırmak anlamlarında kullanılmaktadır. Kuran ve Sünnette HAKKA ve ibadetlere bağlanmak anlamındadır.

Günümüzde kullanılan elektronik cihazlar ile “rabıta” nın önemini daha iyi anlıyoruz. Radyo-Televizyonun kanallarını UYDU ile FREKANS ilişkisi bir tür RABITA ‘dır. Aynı şey diğer cihazlar içinde geçerlidir.

İşte RABITA, gönül ayarlarının, gönüldeki NEFSİ NATİKAYI, HAKK’a ayarlamak, HAKK ile İRTİBATI SÜREKLİ kılmanın anlamıdır. Hadiste “İman nerde olursan ol, Allah’ın seninle olduğunu bilmendir” buyurularak ; HER AN – HER YERDE nefsinle, nefsinde olan bir ALLAH anlayışı-İHSAN-ve müşahedesi gerekliliği bildirilmiştir. Ayette; “Nerede olursanız O ilahi hüviyeti- NEFSİ ile- sizinle beraberdir” (Hadid /4) buyurularak İHSAN ve İKAN anlayışı pekiştirilmektedir.

Tasavvufta Rabıta,  İHSAN ve İKAN anlayışını geliştirmek ve yaşatmak için uygulanan bir yöntemdir. Kısaca GÖNÜL AYARLARININ TEK İLAHA-ALLAH-GÖRE PROGRAMLAMAKTIR. Bu anlayışı geliştirmek için Efendimiz bize ipucu vermiştir. “Kabenin Rabbına sığınırım” ve “Musa ve Harun’un Rabbına” “Elhamdülillahirabbilalemin” ve “Muhammed’in Allah’ına yemin ederim ki” ifadeleri bizi zannı-hayali ilahlardan “KURAN –MUHAMMEDİN TEK İLAHI ALLAH” anlayışına davet etmektedir. Seyri sülukun amacı da budur. Şirkten Tevhide ulaşmak ve bu suretle “ Kelime-i Şehadet” ‘i müşahedeli olarak söylemektir.

Rabıta hakkında ehlullah ‘ın söylediği sözlere bakarak yolumuza devam edelim, Mevlana Halidi Bağdadi rabıtayı şöyle tarif eder: “Rabıta, Cenab-ı Hakk’ın özel tecellilerine ulaşmış,  müşahede mertebesine erişmiş kamil bir mürşide kalbi bağlayıp, huzur ve gıyabında o mürşidin sureti, sireti ve özellikle ruhaniyetini hayalen kendisi ile birlikte farz ederek,  yanındayken takındığı tavrı gıyaben de sürdürmeye çalışmaktır.

“Rabıta, müridin Allah’a vasıl olmuş, kamil –mükemmel şeyhin ruhaniyetinden manevi yardım istemesidir.” Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi rabıtayı şöyle tarif eder: Rabıta,  salihin (Hak yolcusunun) mürşidin suretini idrakinde, gönlünde canlandırılması ve O’nun simasını hayalinde tutmasıdır” Rabıta ilerleyip salihin bedenini kuşatınca mürşidin suretini her şeyde görmeye başlar. İşte şeyhte fani olmak dedikleri hal budur. Kısaca Rabıtada  hedef gösterilen “ŞEYHİN SURETİ” dir. Bu ise henüz yolun başında ve henüz irfanı az olan sadık için açık ve hafi şirk riski taşır. Zira “Efendimizin “ Beni gören Hakk’ın görür.” İfadesinin hakikatinden, Hakikat-i Muhammedi’den haberi yoktur. Hakikat-i Muhammedi İSE, BATIN – SİRET ‘tir. Efendimizin SURET fotoğrafının olmamasının sırrı da budur. Zira SURET ‘e bağlanmak kişiyi, “suretperest-zahirperest-putperest “ olma riski içine düşürebilir. Bu şirk-i celi (açık şirk) dir.

Salik henüz batın NEFSİ NATİKA hakikatinden habersiz olup Hakikat-i Nefse ARİF olmadığından da surete bağlanarak batına ulaşmaya çalışması, Benlik Vehmi-Şirki taşıdığından ŞİRK-İ AHFA (en gizli şirk) manasına gelecektir. Rabıtanın yapılması önerilen yerlerin hakikatıne değinerek HAKİKİ RABITA konusuna geçelim. Bazı tarikatlarda rabıta için önerilen hususlar şöyledir:

1. Mürid şeyhinin suretini ALNINDA tasavvur eder ve O’nu alnının ortasına yerleştirir: ALNIN önemi NEFSİ NATİKANIN ZUHUR mahalli olmasıdır. Bu suretle müridin nefsi, şeyhin nefsi ile irtibat kurar. Ancak sorun şudur: Mürid emmare mertebesinde olup bu irtibatın sağlıklı olabilmesi için,  müridin emmare vasfındaki hayvani ve şeytani vasıflardan kurtulması gerekir ki İNSAN-İNSANA irtibat kurulabilsin.

2. Mürid şeyhinin suretinin kalbinin ortasına getirir: Buradaki hakikatte AYNIDIR. Zira NEFSİ NATİKANIN BATIN MERKEZİ kalptir. Kalpteki (GÖNÜL ) “nokta-i süveyda” ve “ beytullah “ sırrının kaynağı NEFSİ NATİKA dır .”Nefsi natika” Hakk’ın NEFSİ olduğundan HAKKIN NEFSİNİN ZAHİR temsili KABE (Beytullah) olduğundan onunla RABITA daha sağlıklıdır.

3. Mürid şeyhinin suretini,  Mevla Tealanın nurlarının kendisinde toplandığı bir havuz mesabesinde kabul ederek önce alnının ortasında tasavvur eder. Daha sonra buradan kalbinin ortasına indirir. Bunun hakikati de NEFSİ NATİKA ile irtibat kurmaktır. Zira NEFSİ NATİKA, Allah’ın NURUNU ve Kuran’ın sırrını taşır.

Açıkladığımız nedenler ve sunduğumuz delillerle HAKİKİ RABITA yapılacak MERKEZ BEYTULLAH (KABE) olmalıdır. RABITADA SURET KABE OLMALIDIR. Bu hakikat; rabıta delili olarak sununla şu ayetlerin hakikatini de kapsar:

Hakk Delil olarak gösterilen bazı ayetler şunlardır:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun” (Tevbe/119)

“Bana yönelenin yoluna uy” (Lokman/15)

“Ey iman edenler, Allah ‘tan korkup sakının ve O’na vesile arayın” Maide/35

“ De ki:  Eğer Allah’ı seviyorsanız, Bana uyun ki Allah ‘da sizi sevsin.” (Ali İmran/31)

“Allah dostları o kimselerdir ki görüldüklerinde Allah’ı hatırlatırlar.” Hz. Muhammed

“Kabeye bakmak ibadettir.” Hz muhammed

HAKİKİ RABITA:  HAKK VE KULUN HÜVİYET BERABERLİĞİ içinde olduğunu bilerek, zahir ve batın bütünlüğünü simgesel olarakta, tasavvur hakikati ile yaşamasıdır.

“Nerede olursanız O ilahi hüviyetiyle sizinle beraberdir.” (Hadid/4) ayeti ve “İman,  nerede olursan ol Allah’ın seninle olduğunu bilmendir” hadisi ve “Şah damarınızdan yakınım” (kaf/16) ayetlerinin idrakiyle Efendimizin, Hz. Ali’ye öğrettiği şu hakikati, RABITA olarak uygulamaktır:  

Efendimiz Hz.Ali’ye “Allah’ım Beni hidayete ulaştır ve Bana yol göster” duasını öğrettiğinden şöyle demiştir: “Hidayetin ile yol hidayetini zikret ve yol göstermekle de okun hedefine gitmesini düşün”. Burada tasavvurun (zahir) batın ile birleştirilmesi tavsiye edilmiştir. Bu ise “O ilahi hüviyetiyle evveldir, ahirdir, zahirdir, batındır” (Hadid/3) ayetini hükmüyle zahir batın bütünlüğü sağlanmasını hedeflemektedir. Yukarıda RABITA ayet ve Hadislerinde geçen ortak lafız “ALLAH” (Uluhiyet) ve “HU” (Hüviyet) kelimeleridir. Hem hüviyetin Hem uluhiyetin temsili ise KABE’DİR. Birinci neden budur. İkinci neden “Namaz müminin miracıdır” hadisiyle ; salik miraç yolundadır.

MİRAC’ın,  tevhidin sembolü KABE’dir. Bu nedenle KABE’nin tasavvuru HAKİKİ RABITANIN TEMELİ olmalıdır.

Üçüncü neden ise şu hadistir: “Müminin kalbi beytullah, arşullah, hazinetullah, miratullah’tır”

İşte BEYTULLAHA (KABE) ‘ı tasavvur etmek,  ZATİ NEFSİ HÜVİYETİ,  ULUHİYETİ ile irtibat kurmaktır.Nefsi Natıkasına,  Zat-i Nefsi ayna kılmak ve ZATİ GİZLİ HAZİNE’den tecelliyi nefsine taleb etmek demektir. Arşullah sırrı ile de; Hakk’ın ilahi isim ve sıfatlarının gerçek hüviyetleri ile NEFSİ NATİKASINA tecelli talebi demektir.

Dördüncü neden ise: Yukarıdaki hadis nedeniyle “Mümini kalbi beytullah….”sırrı ile Peygamber Efendimiz ve  tüm enbiya, evliya ve kamil müminler KABE tasavvuru içine girer ki “MÜRŞİD-İ KAMİL “ de bu tasavvur içine dahil olmuş olur. KABE TASAVVURU-İRTİBATI-RABITASI ile BİR taşla BİN kuş vurulmuş olur. Eğer gönül ayarları iyi ayarlanmışsa FEYZ-İ İLAHİ VE  İLAHİ NUR hepsinden oluk oluk akar. Böylece ŞİRKTEN HALAS olunduğu gibi TEVHİD-İ NEFS sırrı ile irtibat sağlandığından MUTLAK TEVHİD yolunda önemli bir adım atılmış olur.

Beşinci neden ise: İSTİKBALİ KIBLE NAMAZIN FARZLARINDANDIR. “Allah namaz kılanın kıblesindedir “ ve “Namaz müminin miracıdır” hadisleri ile İRFAN YOLCUSUNA  ‘’KABE RABITASI FARZ’dır. Kabenin Hakikati ise VAHDETİ VÜCUD ŞUHUDU ile MUTLAK TEVHİDE ulaşmaktır. Bu nedenle zikir, dua,  namaz vb. ibadetle KABE RABITASI kişiyi hidayete ve hedefe daha etkin-hızlı-gizemli bir şekilde taşıyacaktır.

RABITA; HAK VE KULUN HÜVİYET-NEFS beraberliği içinde olduğu idraki içinde tevhid sırrının yaşanmasıdır. Hayatın içinde HAKLA İRTİBATIN KOPARILMAMASI gerektiğinin sırrıdır.

“Amentü BİLLAHİ” deki BİLLAHİ ve HU SIRRINA ulaşma çalışması ve eğitimi ve öğretimidir. KABE RABITASI kişiyi böyle bir imana ve tevhide ulaştırır. Bu nedenle “HAK İLE İRTİBATI KOPARMAYALIM.” Bunun için “HAYAT NAMAZINI KILARKEN” GÖNLÜMÜZDE TAŞIDIĞIMIZ “beytullah” ı düşünerek, yürüyen-konuşan-düşünen “KABE” olduğumuzu tasavvur ederek:  RABITANIN SONUCU olan “BENİMLE görür, BENİMLE söyler vb. fiil” hakikatine ulaşılabilinir. Zira HAK HÜVİYETİ NEFSİYLE KULDA ZUHURDADIR. AbduHU sırrıda budur. Rabıta da, bütün ibadetler gibi bu amaca hizmet eden araçtır, vesiledir.





önceki sayfa               sonraki sayfa

içindekiler
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam83
Toplam Ziyaret548148
Hava Durumu
Saat
Takvim