Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

T.İ. 38. Melekler ve Efal-i İlahiye



MELEKLER VE EFAL-İ İLAHİYE


Melek kuvvet, şiddet anlamına gelmektedir. Melek denilince Hakk’ın kudret sıfatı ve bu sıfatın aleme dönük yüzü olan KADİR ismi devreye girer. Hakk “külli şeyin kadir”dir. Her şeye kadir olması meleki kuvvetler kanalıyladır. Melekler kanalıyla alemde İLAHİ FİİLLER zuhura çıkar. Hakk’ın isim ve sıfatları O’nun birer vechesi, yüzü ve kuvvetinin zuhur vesilesidir. Zuhur ilahi isim ve sıfat kaynaklıdır. İlahi fiillerin nedeni bu nedenle meleki kuvvetlerdir. Her bir esma NUR-I İLAHİ olup ilahi fiilerin zuhuru bu nur sayesindedir. HAKK alemde ve insanda KUDRETİYLE FAİL demektir. Kudretin kaynağı ZATI, zuhuru ise NUR kaynaklı ilahi isim ve sıfatlardır. Şeytanı temsil eden Mudill esması ise zulmet (karanlık) temsili olup bu esmanın bilfiil fiili oluşturma gücü yoktur. Bu nedenle “şeytan vesvese verir” ve bu vesvese kaynaklı iradi tahsis ve tercih nedeniyle diğer isim ve sıfatlara Mudill bulaşır. Bu bulaşma neticesinde ilahi isim ve sıfatlar “gerçek hüviyetiyle” değil, Mudill bulaşmış ve karışmış olarak zuhura çıkarlar. Bu suretle fiil Mudill tesirinde “şeytani” vasıf kazanmış olur. Sırf meleki olan gerçek hüviyetiyle ilahi isimlerin zuhuru “HADİ” üzere olup “meleki” vasıf taşır. Akla gelen düşünceleri ve fiilleri bu bilgiyle kıyaslarsan büyük sonuçlara ulaşırsın.

Melekleri 2 grupta toplayabiliriz. 1) Hakkaniye Melekleri 2) Halkiyye Melekleri. Bu şu ayette belirtilmiştir. “Nun. Velkalemi vema yesturun” (Kalem/1). Nun. Zati İlahi Nur olup Hakkiyye meleklerinin kaynağıdır. ZATİ NUR ANA MELEKİ KAYNAK olup NEFESİ RAHMAN ile (genel vücud Nuru tecellisi) bütün aleme sirayet etmiştir. Zatiyle, Zati Nuru ile aleme muhittir. Zat kaynaklı bu kuvvetlere Hakkiyye melekleri adı verilir. “Vel kalemi”derken Zatın taayyünü olan “Hakikat-i Muhammedi” ye geçilir. Nur-u ve Nefsi Muhammedi denilen bu mertebede “Akl-ı Küll” ve “Kalem” de denilir. “Allah önce Benim nurumu, nefsimi, ruhumu, aklımı ve kalemi halketti” buyuran Hz. Resul bu mertebeye işaret etmektedir. Halkiyye meleklerinin kaynağı bu nedenle Hakikat-i Muhammedi olup halkiyye melekleri Cebrail, İsrafil, Mikail ve Azrail olarak tanımlanır. Cebrail Akl-ı Muhammedi olup Zatı ve Nefsi Muhammedi’deki ilmin zuhurundan ibarettir. Nur-u Muhammedi aleme yayar. “Ben Allah’ın nurundanım, her şeyde Benim nurumdandır”  buyuran Hz. Resul bu mertebeye işaret etmiştir. İsrafil Ruh-u Muhammed olup alemlerdeki hayatın ana kaynağının bir yüzüdür. Mikail Kalb-i ve Himmet-i Muhammedi olup alemlerdeki kuvvetler kaynaklarının bir yüzüdür.

Azrail Vehm-i Muhammedi olup bütün bu büyük melekler Halkiyye melekleridir. Bütün meleklerin kaynağı Zati Nefs ve O’nun zuhuru Nefsi Muhammedidir. Nefsi Muhammedi’nin her insana bakan yüzü nefsi natıkadır. Nefsi natıka isim ve sıfatların zuhur mahalli olup meleki kuvvetler nefste zuhur ettiğinden Hakk’ın nefse bakan bu yüzüne Rububiyet adı verilmiştir. Hakk RABlığı ile ilahi isim ve sıfatları kullanarak meleki kuvvetlerini nefsi natıka üzerinden zuhura çıkartır. Bunların zuhuru ise fiiller ve amellerdir. Fiillerin manası Hakk’tan fiili kuldan olursa “salih amel”, manası heva kökenli olup kuldan, fiilide kuldan olursa “şer amel” adını almaktadır. Bu nedenle ayette “Bütün iyilikler Allah’tan, kötülükler nefsinizdendir” buyurulmaktadır. İyiliklerin kaynağı HADİ ismi kötülüklerin kaynağı MUDİLL ismidir. Nefsi natıka ilahi isimlerin ve sıfatların tecelli mahalli olduğundan ve hepsi nur olduğundan, her insan her fiilinde meleki nuri kuvvetlerini zuhura çıkartır. Fiillerdeki kuvvet ve kudret bu nedenle Hakk’a aittir. Fiillerdeki niyet ve iradi tahsis ve tercih kula aittir. Bu nedenle “sorumluluk” insana aittir. Her fiilde nur ve zulmeti insan kendi tercihi ve tahsisi ve niyeti ile talep eder. Hakk’ta meleki kuvvetleri ile KUDRETİYLE yansır.

Nefse sirayet eden bu ilahi kudret (melekler) nefsteki malum bilgiyi zuhura çıkartır. Bu fiil olarak zuhur eder. Kudretiyle fail, fiiliyle zahir olur. Nefsindeki malum bilgi ve niyet ile meleki nur veya şeytani zulmet oluşur. Bunların hepsi ahirette suretlenir. İnsan kendi meleğini (nuru) veya şeytanı (zulmeti) talep etmiş ve Hakk’ta halketmiş olur. İşte zikir ve ibadetler ile oluşan nur ve meleki kuvvetlerde bu gruptandır. Esma-i ilahiyyeye Mudill karışmaz nurani fiiller, nuru aleme yayar ve ahirette suretlenerek köşkleri ve huri-gılmani halkeder. Mudill karışırsa zulmetini fiiller zulmeti aleme yayar ve ahirette ateş suretinde halk edilir. Kişinin zikir, ibadet ve iyiliklerle kendi nurunu yaratması dedikleri kısaca budur. Her dua ve esma zikri kendi meleklerini halk etmesini taleptir. Ya Hafız diye zikreden hafaza meleklerini Hak’tan talep eder ve Hakk’ta halkeder. Ya Şafi diye zikreden veya dua ile bunu talep edene vasıtalı veya vasıtasız melekleri halkederek yol gösteren Hakk’tır. Talep kuldan halk etmek Hakk’tan Hadi üzere talep nura, Mudill üzere talep ise zulmete yolculuk demektir. Nefsteki malum bilgi ve niyet üzerinden kudretiyle fail (melekleriyle fail) olan Hakk’tır. Kadir suresinde “melekler ve ruh inerler” buyurulması bu kuvvetlerin zuhurudur. Esmaların zuhuru melekler, sıfatların zuhuru Ruh olarak ifade edilmiştir. Nefsi natıka bunların zuhur mahallidir. Tecelli talep üzere olduğundan Hakk “Dua edin icabet edeyim” buyurmuştur. İcabet melekler ve Ruh ile (isim ve sıfati kuvvetlerle) tecellisinden ibarettir. İnsanın nefesi ile tüm aleme sirayet eden nur, Hakkani NUR olup, insan-ı kamil bu NURUN kaynağıdır. Yani Hakikat-i Muhammedi temsili ve tafsilidir. Batıni hüviyet Nur-u Muhammedi olup zahiri hüviyet insan-ı kamildir. Batından zahire nurun yayılımı Nefesi Rahman temsili olan insan-ı kamil vasıtasıyla aleme yayılır. Hakk kuvvet ve kudretini Hakikat-i Muhammedi üzerinden gerçekleştirir. Daha öncede belirtildiği gibi bunu Hakkiye ve halkiyye melekleri vasıtasıyla gerçekleştirir. Kısaca söz konusu tecelli ile NUR DENİZİ dalgalanmış ve fiiller gerçekleşmiş olur. Kuran NUR olduğundan, insan Kuran zikriyle de meleklerini oluşturur. Zira Kuran “Cemi esma ve sıfatı cami Zat” olup Kuran’ın her mertebesi nurun zuhuruna vesiledir. Kişi Kuran zikri ile de meleki kuvvetlerini ve nurunu aleme yayar. “Namaz nurdur”  buyuran Hz. Resul bahsettiğimiz kendi nurunu ve meleklerini zuhura çıkarmak ve üretmek için en kemalli ibadetlerden biridir. Diğer ibadetlerde böyledir, kıyas usulü vardır kıyasla.

Nefs tezkiyesi sırasında zulmetten nura ulaşılır. Bı sırada nur ve melek üretimi söz konusudur. İlim nur olup, hem zahiri hem batını ilim ile bu nura ulaşılır. Meleki kuvvetler (cebrail) kanatları (kuvvetleri) ile ilmi zuhura çıkartırlar. “99 esmayı ihsa eden cennete girer” buyuran Hz. Resul, ilahi esmalardan yaşanarak üretilen nur ve melekler ve onların ahiret suretleriyle kendi cennetimizi halk etmek için O’nun isimlerini gerçek hüviyetiyle zuhura çıkarmamız gerektiğini (Mudill karışmaksızın) vurgulamaktadır. “Meleklere iman” ın gereği isim ve sıfatları gerçek hüviyetiyle zuhura çıkarmaktadır. İmanın zahiri göstergesi amel olup isim ve sıfatların hakiki temsil kabiliyetini gösterebilen kişi Adem’dir. İnsan hem sureti hem sireti ile insan olandır. Sireti insan yapan ise isim ve sıfatları Mudill karışmaksızın temsil kabiliyetidir. Bu sırra binaen “Ademi kendi suretimde ve Rahman suretinde halk ettim” buyurmuştur Hz. Allah. Meleklerin terakkisi İLİM iledir. Bu nedenle Kudret, iradeye, irade ilme ilimde maluma tabidir. Sendeki malum bilgi ayan-ı sabiteden ve nefsinden gelir. Nefsin ayan-ı sabitenin zuhurudur. Nefsini tezkiye etki, ayan-ı sabitende HADİ üzere düzenlenen ve hakikat-i insaniye olarak programlanan ilahi isim ve sıfatların zuhuru HADİ üzere olsun.

Nefsine Mudill’i karıştırmamak için “nefs mücahedesi ve muhasebesi” yap ki elestte verdiğin sözü şehadet aleminde de gerçekleştirebilesin. İlahi isimleri ve sıfatları gerçek hüviyeti ile zuhura çıkarabilki KAMİL İNSAN olabilesin Melekler senin ruhani kuvvetindir. Yani Hakk seninledir. “Ben sizinle beraberim; isitirim, görünürüm” (Taha/46) buyurmaktadır. Ben derken Zatını, işitirim, görürüm derken sıfat ve isimlerini kastederek bizden istediği “İRFAN İLE BİLİNMESİ” dir. O’nu bilen, nefsine ve Rabbine arif olan, meleki ve ruhani kuvvetlerini hakkıyla kullanan olup hakiki meleklere imanı gerçekleştirmiş demektir. “La havle vela kuvvete illa BİLLAH” bu sırrı bize açar. Efendimiz şu hadisi ile bize büyük ufuklar açmaktadır: “Allah Teala melaikeyi yarattı ve onlarda aklı tertib etti. Hayvanları yarattı ve onlara şehveti terkib etti. Ve Adem-i yarattı, onlara akıl ve şehveti terkib etti. Kimin aklı şehvetine galebe etti ise, o meleklerden üstündür ve kimin şehveti aklına galebe etti hayvandan aşağıdadır”. Bu nedenle hayvani ruhu terbiye ederek akıl cebrailini kullanarak tezkiye ile nefsimizi kurtarma yolunu seçmeliyiz.



önceki sayfa               sonraki sayfa

içindekiler
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam209
Toplam Ziyaret488153
Hava Durumu
Saat
Takvim