Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

E.H. 96. Baki İsmi ve Yaşantısı



BAKİ İSMİ ve YAŞANTISI



Varlığının sonu olmayan. Cenab-ı Hak buyuruyor: "Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacak" (Rahman/27). "O'ndan başka tanrı yoktur. O'nun zâtından başka her şey yok olacaktır. Hüküm O'nundur ve siz ancak O'na  döndürüleceksiniz." (Kasas/88).

Hakk'ın dışındaki her şey fânidir. Yani aslında yok olmayı kabul etmektedir. Allah ona nazarı ve varlık elbisesini feyziyle giydirmeseydi, onun için varlık şerefi mümkün olmazdı. Bulunduğu hal üzere kalır, ortaya çıkmamış olurdu. Demek ki Hakk'ın ona nazarından sonra ancak varlık alemine geçmiş aslında Hakk'ın kendine nazarı ile kendisi için sabit olan yokluk üzere kalmamıştır.

O'nun zatından başka herşey, her mevcud aslında, yokluk demektir. Çünkü O'ndan başka her şeyin varlığı kendinden değil, Allah Teâlâ'ya dayandığından her an yok olmayı kabul edici ve yok olmaya hazır olmakla aslında yok demektir veya yok olacaktır. Ancak O zatında diri, ezelî ve ebedî, varlığı kendisiyle var olandır.

Hüküm O'nun, başkasının değil. O'ndan başka hüküm ve hükümet, kanun çıkarmaya ve kanun yapmaya kalkışanların hepsinin hükmü bozulur, ancak O'nunki bozulmaz ve hep O'na döndürüleceksiniz, hepiniz ölümünüzden sonra O'nun huzuruna götürülecek, mahkeme olunacak, ona göre cezanız, mükafatınız ne ise alacaksınız. İşte bütün kıssaların sonu işte bu "Ve hep O'na döndürüleceksiniz." hükmüdür. Kimin haddinedir ki bu hükme boyun eğmesin.

Bâki İsminin Anlamları 

  • Alah'ın varlığı, hiçbir yönden yokluğu kabul etmez.
  • O, varlığının başlangıcı ve sonu olmayan tek varlıktır.
  • Allah, kendi bekası ile Bâki'dir; varlıklar ise ancak onun varlıklarını devam ettirmesi ile var olabilmektedir.
  • Allah'ın baki  olması demek, asla ölmeyen hayat sahibi ebedi varlık olması demektir.
  • Bütün varlıklar yok olacak; sadece O'nun varlığı devam edecektir.

Kainat içinde bulunan tüm varlıkların bir sonu vardır. Bir insan doğar, yaşar ve dünyada sürdürdüğü sınırlı ömür sonucunda ölür. Bu son, bütün insanlar için kaçınılmazdır. İnsanlar gibi bitkiler ve hayvanlar aleminin de yok oluşu kaçınılmazdır. Onlar da doğduktan bir süre sonra birer birer ölürler. Örneğin bir ağaç yeryüzünde yüzlerce sene yaşayabilir. Fakat en nihayetinde ölmeye mahkumdur. Canlı olan herşey hayatını tüketip toprağın altına girecek ve yok olacaktır. Aynı şekilde cansız varlıkların da bir sonu vardır. Zaman, tümü üzerinde yıpratıcı etkisini gösterir. Örneğin, binlerce yıl önce ihtişam içinde yaşamış kavimlerden bugün yalnızca yıkıntıların geriye kaldığını görürüz. İçinde yaşayan varlıkların bir sonu olduğu gibi kainatın da bir sonu vardır. Kainattaki tüm gökcisimleri, yıldızlar, güneşler bir gün enerjilerini tüketip yok olacaklardır. Veya Allah dilediği başka bir sebeple tüm kainatı yok edecek, kıyamet günü ile ilgili vaadini gerçekleştirecektir. Görüldüğü gibi herşey sonludur; kainat da, yaratılmış tüm varlıklar da. Allah ise yaratandır. Ve sonsuzluk yalnızca kendisine aittir.

El-Baki, varlıktaki tecellisi değişmeyendir. Çünkü O, zatı gereği zorunlu olandır. Bu yüzden O’nun bütün isim ve sıfatlarının zatının zorunlu olmasıyla zorunlu olması gerekir. Durum böyle olunca O’nun tecellileride zorunlu olur. Böylece o tecelliler ne bozulur; ne değişir. Çünkü tecelliler O’nun isimlerine ve sıfatlarına aittir. Bu genel bekai tecelli, tecellileri kapsar ve cem eder. Tecellilerin sürekliliğinin bekai tecelliye nispeti denizin dalgalarının denize nispeti gibidir. Deniz asla değişmez ama dalgalarda heyecan, sükun, görünme ve gizlenme gibi değişimler meydana gelir. Bunların hepsi denizin şekillerindendir. Denizin şe’nleri doğru olduğunda onun değişmezliği de sahih olur. Çünkü bir şeyin halden hale geçmesi durumu onun şe’nlerinden kaynaklanır. Ondaki bu halden hale geçme durumunun devamı ise, o şeyin hakikatinin değişmezliğine bağlıdır. Muhakkiklere göre bu isim ilahi sıfatları isimlerindendir. Bazılarına göre ise bu isim nefsi sıfatların isimlerindendir. Bu ismin sıfatı bekadır. Beka kendisinin başlangıç ve sonu olmayan sürekliliktir. Hükmü önceliği itibariyle bu süreklilik “ezel” diye adlandırılır. Hükmü sonralığı itibariyle “ebed” diye adlandırılır. İnsanında İlmi Zatta ayan-ı sabite olarak ilmi hakikati bakidir. Ezeli ve ebedi bir hakikat olarak bu noktadan beka sahibidir. Ayan-ı sabite isim ve sıfatların ilahi düzenlemesi olduğundan, bu bekabillah mertebesine ancak ilahi isim ve sıfatları gerçek hüviyeti ile zuhura çıkarabilen kamil arifler ulaşabilir. Bu ise Allah’ın ve Resulünün ahlakı ile tahakkuk etmeye bağlıdır. Arifibillah olanlar bu noktaya ve mertebeye bu vesile ile ulaşırlar. El-Baki, vücud ve yaratmasıyla devamlı olandır. O’nun Zatı yok olmayı kabul etmez ve hadislik ve intikal hükümleri ona işlemez. Böylece O, kendi bekasıyla bakidir; kul ise, Hakk’ın baki kılmasıyla bakidir. Allah Teala şöyle buyurmuştur: “Sizin elinizde olan tükenir, Allah katında olan ise tükenmez” (Nahl/96). Başka bir ayette ise şöyle buyurulmuştur: “Hiçbir şey yoktur ki O’nun hazineleri bizim katımızda olmasın” (Kasas/60). Buna göre kullar ve kulların sahip olduğu şeyler Allah katındadırlar. Çünkü varlıklar Hakk’ın hazinelerinde korunmaktadırlar. O’nun hazineleri ise Allah’ın katındadır. Allah katında olan şeyler bakidir. Onlar da, bir mertebeden bir mertebeye intikal etseler bile beka özelliğine sahiptirler. Kulların sahip olduğu şeyler suri olarak tükenseler bile Hakk’ın katında kulda bulunan şey tükenmez. “Hakkın katında olan şey daha hayırlı ce daha bakidir” (Kasas/60). Alemler, Hakk’ın Zatının bekasıyla bakidir. Allah şöyle buyurur: “Allah ise daha hayırlı ve daha bakidir” (Taha/73).

“Kötülükler yaptıktan sonra ardından tevbe edip de iman edenlere gelince, şüphesiz ki o tevbe ve imandan sonra, Rabbin elbette bağışlayan ve esirgeyendir.” (Araf/153)

Sizden biriniz karınca ısırdığı zamane kadar acı duyarsa, şehit olan kimse de ölüm acısını ancak o kadar duyar. (H.Ş.)

Berat gecesini ganimet, fırsat biliniz! Çünkü belli bir gecedir. Kadir gecesi çok büyük ise de hangi gece olduğu belli değildir. Kıyamette pişman olmamak için berat gecesinde çok ibadet ediniz. (H.Ş.)

Kehf suresinin evvelinden on ayet ezberleyen kimse Deccal’in şerrinden kurtulur. (H.Ş.)



önceki sayfa               sonraki sayfa

içindekiler



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam138
Toplam Ziyaret540131
Hava Durumu
Saat
Takvim