Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

E.H. 80. Tevvab İsmi ve Yaşantısı



TEVVAB İSMİ VE YAŞANTISI



Tövbeleri kabul eden. Cenab-ı Hak buyuruyor:  "Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır." (Bakara/37), "Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister." (Nisa/27), "O, kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir." (Şura/25), "O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden." (Mümin/3), "Allah   tevbeyi çok kabul eden, pek esirgeyendir." (Tevbe/118), "Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz." (Nur/31).

Allah, tevbeleri kabul eden, merhamet edendir ve hem tevbeleri kabul eden ve merhametli olan O'dur. O, o kadar merhametli bir Allah'dır ki, kulunu bir kere terkedivermekle ilel'ebed terkedivermez. Kulu dönüp tevbe ettikçe, İblis gibi ısrar etmedikçe yine bakar, yine bakar, sonsuz olarak bakar, bir oldu, iki oldu, nihayet üç oldu, "yetişir artık" demez, sayısız olarak döner bakar, çünkü çok merhametli'dir. Tevbe, esasen asla dönmek demektir. Şu halde kula nisbet edildiği zaman geçici olan günah halini bırakıp, aslî olan düzgün haline dönmek demek olur. Allah'a nisbet edildiği zaman da geçici olan öfke nazarından, aslî olan rahmet nazarına dönmek mânâsını ifade eder. Bunun için tevbenin şer'î mânâsı, kulun günahını itiraf ve ondan pişmanlık duyup, bir daha yapmamağa azmetmesi, Allah'ın da bu tevbeyi kabul ile günahı mağfiret etmesi diye açıklanır.

Kulun tövbesi tekerrür ettikçe Tevvab olan Allah Teala'dan da kabulü tekerrür eder. Bilinmelidir ki, bilgisizlikle, kasten veya sehven işlenen hiçbir günaha tam bir kararlılıkla dönmemek, tevbenin temel esasını oluşturur. Bu yüzden her ne surette olursa olsun günahtan tevbe etmek farzdır.Şunu bil ki, her günahtan tevbe edilebiir Tevbe eden günahkar kul, sanki hiç günah işlememiş gibi olur.

Tevbeler, ölüm anına kadar kabul edilmektedir. Bireysel olarak her insanın can çekişme anı gelmeden yapacağı tevbe kabul olunur. Genel olarak herkes için tevbe, Hz.Peygamber'in haber verdiği ve Kur'an'ın işaret ettiği alametler ortaya çıkmadıkça kabul olunur.

Resulullah (s.a.v) buyuruyor. "Allah, güneş henüz batıdan doğmadan önce tevbe edenin kimsenin tevbesini kabul eder. ", "Ey insanlar! Rabbinize tevbe edin. Allah kasem olsun ben Rabbim Tebârek ve Teâlâ hazretlerine günde yüz kere tevbe ederim”.

O her an aleme tecelli edendir. Bu tecelli, kendisi ortaya çıkmazdan önce alemin bulunduğu halden vakit için daha güzel olan bir hal ile aleme etki eden bir tecellidir. Bu yüzden alem tevbe kılar. Yani alem bulunduğu halden, hal bakımından daha üstün olan bir hale döner. Çünkü makam ancak kendisine layık olan edebi iktiza eder. Bu makama uygun edebe gelince, her ne kadar bütün edepler kıymetli olsalarda O edeplerin en şereflisidir. Halin iktiza ettiği özel edep alemin her an içinde bulunduğu haldir. Çünkü alem Zatından, sıfatlarından kaynaklanan keyfiyetler, şe’nler ve hallerin tamamının oluşturduğu özel anların her birinde ilahi tecellilerin iktiza ettiği bu edebi elde etmeye mecburdur.

Et-Tevvab ismi fiillerin isimlerindendir. Bu ismin sıfatı tevbedir. Tevbe, dönmektir. Allah’a nisbetle tevbe, Allah’ın her ilahi anda bir diğer ilahi anda kendisiyle tekrar zuhur etmeksizin yaptığı tecelli ile zuhurundan ibarettir. O’nun tecellisi mükerrer olmayıp her an birbirinden farklıdır. Bu nedenle O Tevvab’dır, yani bir tecellideki zuhurundan diğer tecellideki zuhuruna dönen ve sonsuza değin bu şekilde devam edendir.

Et-Tevvab, iyiliğiyle kuluna dönen demektir. Et-Tevvab duayı vermekle, özür dilemeyi bağışlamakla, tevbeyi ise mağfiretle kabul edendir. Hakkın kullarına rahmetinin umumiliğinin bir yönü, kullarının günahlarını değil, tevbe ve itaatlerini kabul etmesidir. Kabul edilen şey görülen şeydir ve Hakk kullarından sadece kendi katında güzel, kabul edilir, sevimli olan şeyleri görür. Bu nedenle kabul edilen iyi ameller Hakk katında, buna karşın günahlar ise melekler katında bulunurlar.

Çünkü Hakk temizdir ve temiz şeyleri kabul edebilir. Ayrıca her kulun iyi ahlaklardan birisine sahip olması gerekir. Bu da, kabul edilen temiz iştir ve meleklerin katında hesabı görüldükten sonra bu güzel ahlak, Allah katında o kula şefaatçi olacaktır. Buna göre melek kulun hesap işini bitirdiği vakit, işini Allah’a yükseltir. Kul, Hakk’a dönüşünde bir şefaatçi bulur. bu şefaatçi kulun sahip olduğu güzel ahlaktır. Çünkü, bu güzel ahlak sayesinde kul, kendi nefsinde daima bir nimet sahibidir. Bununla beraber başka bir kulda bu ahlaktan başka, bir güzel ahlak ortaya çıkabilir. Çünkü et-Tevvab, el-Kerim’in kapı bekçisidir. El-Kerim ise, kötülüğe iyilikle karşılık verir. Allah’ın fazlı hiç kimsenin sınırlamayacağı kadar geniştir. İlah fazıl, sadece günahkarlar ve masiyet sahiplerinde büyür. Tevvab ismine Kerim ismini eklemek bu nedenle önem taşır. Tevvab ile nefs tezkiye edilir ve Kerim ile nefs süslenir. İlahi nimetler çeşitlenir. Nefs tezkiye oldukça ilahi fazl artar ve gerçek hüviyetiyle o kişiden Hakk görünmeye başlar.

“Onlar(sabır ve namaz ehli), kesinlikle Rablerine kavuşacaklarını ve O'na döneceklerini düşünen ve bunu kabullenen kimselerdir” (Bakara/46)

Allah Teala, yaşından ötürü bir ihtiyara saygı gösteren gence, yaşlılığında hizmet edecek kimseler lutfeder. (H.Ş.)

Sana fayda verecek olan işlerde çalış. Allah’dan yardım iste ve acizlik gösterme.   (H.Ş.)

(Bir Müslümana) zarar verene Allah da zarar verir, meşakket verene Allah da meşakket verir. (H.Ş.)


önceki sayfa               sonraki sayfa

içindekiler





Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam142
Toplam Ziyaret540135
Hava Durumu
Saat
Takvim