Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

E.H. 26. Muizz İsmi ve Yaşantısı


MUİZZ İSMİ ve YAŞANTISI

İzzet veren, ağırlayan, yücelten şeref ve haysiyet veren. Cenab-ı Hak buyuruyor: "De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, herşeye güç yetirensin." (Âl-i İmran/26).

Muiz ve Muzil isimleri Kur'an'da isim olarak geçmez, sadece fiiil olarak geçer. Allah kimi yükseltmişse onu aziz, kimi de alçaltmışsa onu da zelil kılmıştır. Aziz veya zelil olmak dünyada geçekleştiği gibi âhirette de gerçekleşir. Muiz, düşmanlarına karşı dünyada dostlarına destek verip onları üstün kılan, âhirette de onları en güzel şekilde ağırlayı aziz kılandır.

Allah dostlarını,  kendisine ibadet ve itaat etmede başarılı kılarak onları onurlandırmış ve aziz kılmıştır. Zira Allah'a itaat etmekten daha üstün bir izzet yoktur.  Allah dostlarını: kanaatkarlıkla, amellerde samimi ve ihlaslı olmakla, nefislerinin arzu ve istelerini terk etmekle aziz kılmıştır.

Mülkü dilediğine veren O'dur. Her kimin kalbinden perdeyi kaldırıp Cemalini müşahede ettirirse kanaat nimetine gark ederek mahlukatından kimseye muhtaç bırakmazsa, kuvvet ve teyid bahşederek nefsine onu ezdirmezse, işte onu aziz kılmış ve daha dünyada iken ona mülkü vermiş olur.

El-Muizz kevni mazharda zuhur edendir. Bu kevni mazharda O’nun hüviyeti bulunduğundan mazharda tecelli edenin izzetinden ve üstünlüğünden dolayı yaratılmışlık zilleti gider. Çünkü Hakk bir mahlukta zuhur ettiğinde bu mazhardan yaratılmışlık hükmünü kaldırır. Bu yüzden izzet gelir ve zillet gider. Şu durumda O, kendilerinde zuhur etmesiyle mahlukları aziz kılandır. Zira “O, ilahi hüviyetiyle zahirdir, batındır, evveldir, ahirdir” (Hadid/3). Aynı zamanda O, varlığının zorunlu olmasından dolayı bizatihi azizdir. Alemde zuhur eden bütün izzet ve üstünlük bu isimden kaynaklanır. Hakk’ın bu alemde herhangi bir zuhur türü ile zuhur ettiği şeylerden bir üstünlük iddia etmesi kesinlikle O’nun zuhurundadır.

El- Muizz ismi Aziz isminin altında yer alan fiili sıfat ismidir. Bu ismin sıfatı izzettir. İzzet, ilahlık mertebesinin mazharındaki Zati tecellidir. Allah Teala buna şu ayetle işaret etmiştir: “İzzet ve üstünlük hakikat ve zuhur bakımından Allah’a…; mecazi olarak veya mazharlık nisbeti nedeniyle veya Allah’ın halifesi olması bakımından peygambere ve tabilik cihetinden veya mazharlıklarından dolayı veya Hz. Peygamber’e vekaletleri bakımından müminlere aittir” (Münafıkun/8). İzzet, ilahlık mertebesinin özelliklerinden biridir.

Muizz, kanaat, yakın ve fani diyarın metaına karşı züht ile dilediklerine izzet verendir. El-Muizz’i bilen kimse, O’na hizmet ile kendisini, marifet ile kalbini ve müşahede etmekle de gözünü aziz kılmıştır.

Bu ismin eserlerinden birisi azizlik hükmünün aleme sirayet etmesidir. Aizizlik, kulun Hakk’ın sureti ile zuhur etmesidir.

Bu kimse, tahkik sahibi, kamil ve Hakk’ın hilafetteki özelliğinin kendisiyle kaim olduğu kuldur. Böyle bir kul, güzel huylar ve de hakikatleri, çeşitli bilgileri, Allah’a dair ilimleri idrak etmek ve bütün bunlara vakıf olmakla Hakk’ın aziz kıldığı kimsedir. Böylece o, bunları en güzel şekilde Hakk’ın kullarına açıklayıp, onları cehalet ve Hakka muhalefet karanlıklarından çıkartır. Onlardan kibirlenmeden kaynaklanan didişmeleri ve isyanları giderir. Böyle bir kula el-Muizz isminden ve bu ismin payından ve tecellisinden övülen bir pay isabet eder. Çünkü o, Allah’ın kullarının kalplerini Hakk’ın katına yaraşmayan şeylerin, onlarda yerleşmesinden sakındırır. Böylece bu özellikteki bir kul, Hakk adına izzetlidir. Hakk sayesinde azizdir.

Esma-i hüsna asalet yoluyla Hakk’a aittir. Kul ise vekaleten yakınlık makamına yükseldiğinden bu sıfatlarla vasıflanabilir. Kul beşeriliğinden nefsini tezkiye etme, iyi ahlakla bezenme ve nafile ibadetlere devam etmekle yakınlık makamına yükselir. Bunun neticesinde Hakk, bu kulun işiten kulağı, gören gözü, söylenen dili vs. olur. Bu kudsi hadisinin bir tecellisidir. Esma-i hüsna kısmına girmeyen sıfatlar ise sonsuzdur. Bunların hepsi asalet yoluyla kula aittir. Hakk ta bazen bu sıfatlarla vasıflanır. Ehl-i keşfe göre ise, kul kendileriyle vasıflanmış olsa bile, bütün sıfatlar Allah’a aittir. Kul nefsini tezkiye ettiği oranda bu sıfatların “gerçek hüviyetleri ile” mazharı olur.

“Onlar ayakta, oturarak ve yanlarına yatmış halde Allah’ı zikrederler ve göklerin yerini nesnelerini düşünürler” (Al-i İmran/191)

Kim bir mü’min kardeşinin dünyaya ait bir sıkıntısını giderse, Cenab-ı Allah da onun ahirete ait sıkıntısını giderir. (HŞ)

Kim iman sahibi bir kardeşinin ihtiyacını giderse, Allah da onun ihtiyacını giderir. (HŞ)

Kim inan mış bir kardeşinin herhangi bir kusurunu gizlerse, Settar olan Yüce Allah da dünya ve ahirette onun ayıplarını örter. (HŞ)




önceki sayfa               sonraki sayfa





Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam140
Toplam Ziyaret495603
Hava Durumu
Saat
Takvim