Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

E.H. 24. Hafid İsmi ve Yaşantısı



HAFİD İSMİ ve YAŞANTISI


Aşağıya indiren, alçaltan, değerini azaltan. Cenab-ı Hak buyuruyor: "O aşağılatıcı, yücelticidir." (Vakia/3)

Allah, bu dünyada ve ahirette mü'min kullarını yükselten, inkarcı ve münafıkları da alçaltandır. Allah, dilediği kulunu indirir, dilediğini de yükseltir. Kulların yükselmesi, alçalması, zenginleşmesi ve yoksullaşması Allah'ın elindedir.  Bil ki, asıl alçaltılmış kimse; ilâhi başarı ve yardımdan yoksun bırakılandır. Başarısızlık ve ümitsizlik içinde bulunan, nefsinin isteklerine yenilen, Rabb'inden bir iyilik görmeyen, kalbinde Rabb'ine dönme gücü bulmayan, dualarına güvenme hissini kalbinde duymayan kimsedir. Bu kimse terkedilmişlikle ödüllendirilmiştir. Daima meşgul ve sıkıntı içindedir.

Peygamberimiz (sav) buyuruyor: "Yüce Allah, bu kitapla nice milletleri yükseltir, niceleri de alçaltır."

Dilediğini, kendince bilinen bir hikmet ile bir şekilde alçaltan, özellikle suçlu olanları sonunda mutlaka buna maruz bırakan  O'dur. Kendisini tanımayan; emir ve yasaklarını dinlemeyen; yasaklarına açıkça karşı gelen, asi, hain, ve mütekebbirler, müstehak oldukları için nihayet alçaltırlar. Sebep bizzat kendileridir; haklarında Allah'ın geçerli kanunu işlemiş ve suçu oldukları için buna muhatap olmuşlardır.

Tenbih:  Eğer iktidar sahibi ise; Cahil, tembel, gafil insanlara asla önem vermemeli ve onları yanından uzaklaştırmalıdır. Halka zulmeden, haksızlık yapan, alenen günah işleyen kimselere engel olmalıdır. aynı şekilde bid'atlere bulaşan kimselere de mani olmalı, onlara değer vermemeli ve kendisinden uzak tutmalıdır. Eğer iktidar sahibi değilse, Allah'ın kendisinden uzaklaştırıp, alçalttığı kimselerden de uzak durmalıdır. Eğer buna gücü yetmiyorsa, Allah'ın yükselttiklerini sevmeli, alçalttıklarından da nefret etmelidir. Çünkü Allah için sevmek veya nefret etmek, imanın bir gereğidir.

El-Hafid, hafd eden yani her ne kadar her iki mertebede de tecelli eden bir olsada, halka ait mertebelerini Hakk’a ait varlık mertebelerinden daha düşük kılandır. Bu isimde fiilerin sıfatlarının isimlerinden biridir. Bu ismin sıfatı Hafddır. Hafd, Rabbini tecellidir. Rablığın yüceliği bu tecellide görünür. Böylelikle kul mertebesini bilendir. Bunu yolu ise Nefsini bilmesinden geçer. Zira “Nefsini bilen Rabbini bilendir” buyurulmuştur. Mevcudlardaki her alt mertebedeki düşüklük durumu Rabbani tecelliden kaynaklanır.

Hafd, indirmek ve alçaltmek demektir. Ef-Hafid ise, cezalandırmasıyla dilediği kimseleri alçaltan, dilediklerini ise en üst derecelere yükseltendir. Bu Rabbın özelliğidir. O, şakilerinin nefsilerini, kendinden uzaklaştırmakla yükseltir.

Bu ismin tesirleri, mevcudlarda ve taayyünlerde ortaya çıkar. Bunun nedeni mevcudların zuhurda olması, sonradan (hadis) olmasıdır. Rab ismiyle bunlarla ilişki kurar. Esmaları ile nefste tecelli ederek ismin etkileri ortaya çıkar. Kadim olan Allah, hiçbir kimse kendisine karşı kaymaksızın ve kendisiyle çatışmaksızın, mertebe ve hazretlerde dilediği gibi tasarruf edebilir. Sonradan zuhura çıkanın (hadis) böyle bir özelliği yoktur. Bu nedenle hadis, Kadime göre alt mertebesidir. Buna göre tasavvufta en üst makam, önce olana aittir. Bu nedenle kişi her halde Allah’a sığınmalıdır. Nitekim sığınan kişi “Euzu BİLLA” dediği vahit, burada Allah isminin başına gelen B harfi amil, bunun mamülü ise, gayba hüviyetine işaret eden He harfidir. Böylece kişi “Allah’a sığınıyorum” dediğinde her mertebedeki tehlikelerden zatına sığınmış olur.

“İşin başında ve sonunda emir Allah’a aittir” (Rum/4) ayeti bu sırrı bize vurgular.

Bütün var olanların mertebeleri, hafd makamındadır. Böylece, Allah’tan başka müessir yoktur. Her şey, sadece Hakk’ın sureti karşısında ve O’nun yarattıklarının mazharlarına sirayet etmesiyle edilgen olur. Kula düşen, nefsini ve Rabbini bilmesidir. Abduhu sırrına ulaşarak Hakkani vasıflarla süslenerek, Hakk katındaki değerini, “Aziz” kılmasıdır. Bunun yolu tevhid ilminden ve nefs tezkiyesinden geçer. Tezkiye olmuş saf nefisten Hakk, gerçek hüviyetiyle zuhura çıkarak ABDUHU vasfıyla kulundan görünür. Bunu açıklayan Efendimiz: “Beni gören Hakk’ı görür” buyurmuşlardır.

“Ayık olun! Kalpler, Allah’ı zikretmekle mutmain olur” (Ra’d/28)

Su nasıl ateşi söndürüyorsa sadaka da hataları öyle siler süpürür. (HŞ)

Aklın gereği, Allah’a imandan sonra, O’nun için sevmek, sevilmek ve insanlarla dost geçinmektir. (HŞ)

Kıyamet günü mizana ilk konulacak olan şey güzel ahlaktır. (HŞ)



önceki sayfa               sonraki sayfa

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam159
Toplam Ziyaret485847
Hava Durumu
Saat
Takvim