Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

E. H. 1. Hu (Hüve) Ve Yaşantısı


                                    HU (HÜVE) VE YAŞANTISI



“Hu” ismi hüviyet tecellisinden ibarettir. Hüviyet tecellisi, mazharları “uluhet” diye adlandırılan Zata ait yetkinliklerin toplamının gaybıdır. Hz. Peygamber (sav) bu yüzden Hu ismini Allah isminden önce söylemiştir. Zira gayb mertebesi şehadet mertebesinden önce gelir. Bu yüzden Hu ismi, ilahi hüviyeti ve ilahiyetkinliklerin manasının batını, Allah ismi ise onun zahiridir. Hüviyet, ilahlığın sırrıdır. O, ilahi hüviyetiyle celal, cemal ve kemal özelliğiyle yegane ezeli mevcuttur. “Hüve” Allah’ın kullarını “De ki: O/Hüve “ (İhlas/1) ifadesiyle davet ettiği ilk kelimedir. Bunun ardından “Allah” demiştir. Allah, bütün harfleri ve hakikatleriyle Zat-ı Ahadiyete delalet eden özel, kuşatıcı isimdir.

Bu isimdeki hüviyet sırrı, onun bileşik harflerin hükümlerinden soyutlandıktan sonra zuhur etmesidir. He harfi, nispet ve izafetlerin düşmesiyle mutlak ahadiyete Vav ise hüviyetin zuhurunu (nefs ile) temsil eder. Hüviyetteki He, evvellik mertebesinin, uluhiyette ise ahirlik mertebesinin sahibidir. Hüviyette başlandıcı, uluhiyette nihayeti mevcuttur. Hüve bütün isimlere üstünlük arzeder. VAV, he’nin batını ve Nefsidir. Hüve, nefsi hüviyetini temsil eder. O, ise nefsiyle kaimdir (kaim bi nefsihi). Nefesi Rahman “Hüve” yi taşır. Bütün varlık söz konusu Nefes-i Rahman ile ayakta durur.

Hakikat-i Muhammedi ilahi hüviyetten ibarettir. “HÜVE” sırrını taşır. “Nefsinizden bir resul geldi” (Tevbe/128) ayetiyle, insanlarda, hakikat-i insaniye itibariyle Hu sırrını taşır. Ayetlerde: hüves semiul basır”; hüvel azizül hakim”; hüvel evveli vel ahiri vez zahiri vel batın” vb. isim ve sıfat ile ilahi hüviyet zuhurdadır. Hakikat-i Muhammedi ve hakikat-i insaniye bütün isim ve sıfatların bir kombinasyonudur. “lel esmaül hüsna” ayeti bütün ilahi isimlerin kaynağının ilahi hüviyet olduğunu bize bildirir. İnsan, ilahi hüviyetin aynasıdır. Hüve-hüve sırrı ve “mümin, müminin aynasıdır” hadisi bu hakikati anlatır. İnsana düşen görev Hu sırrını batında taşıdığını bilerek, bu sırrı zuhura çıkarmak için “nefs tezkiyesi” yoluna girmesidir. Tezkiye olmuş saf nefis ilahi hüviyeti ve O’nun isim ve sıfatlarını temsil ve tafsil eden bir ayna olur. Bunun için tevhide yönelerek her türlü şirkten arınmalı, ayet ve hadislere riayetle ahlakını “Nefsi Muhammedi hüviyet” ile süslemelidir. İlahi isimleri ve sıfatları “gerçek hüviyetleri” ile “Mudill karışmaksızın” temsil ve tafsil edebilmektir. Bunun yolu ise ilim ve irfan olup, Allah ahlakı ile ahlaklanma yolu ile batındaki hüviyet sırrını zuhura çıkarabilmelidir. Nefs tezkiyesi ise isim ve sıfatların zuhuru için temel şarttır. “Nefsini tezkiye eden delaha ulaşır (kurtulur)” (Şems/9) ayeti bize bu sırrı emretmektedir.

Nefs tezkiyesi için ise şu hususlara dikkat edilmelidir:

  1. Nefs mücahedesi ve terbiyesi
  2. Nefs muhasebesi
  3. Mudill etkisinden kurtulma
  4. Ayet ve hadisleri, özellikle ahlaki vasıfları açıklayanları, hayata tatbik etmek
İlahi isim ve sıfatlarla tahakkuk etmeye çalışmak

“Sen (resulüm) elbette büyük ahlâk sahibisin.”  
(Kalem/4)

“Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.” (HŞ)

“Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, yolcunun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.”
(HŞ)





önceki sayfa               sonraki sayfa  

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret487951
Hava Durumu
Saat
Takvim