Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

R. G. 68. Elliyedinci Tecelli: Benlik Şirki ve Tevhid

68. ELLİYEDİNCİ TECELLİ: BENLİK ŞİRKİ VE TEVHİD

-Ya Gavs. Tevbeyi istersen, önce nefsinden günahı çıkarmalısın. Sonra kalbinden hatırasını çıkarmalısın. İşte o zaman BANA VASIL olursun. Aksi halde müstehzilerden olursun.

Günah şeriat makamında emir ve yasaklara uymamaktır. İlk üç nefs mertebesinde (emmare, levvame, mülhime) tevbe emir ve yasaklara riayet ederek yaşamaktır. Fiil mertebesinde nefsin “fiil şirkinden” kurtarmak ve fiilleri kudretiyle HAKK’a iade ve aklıyla nefsine nispet etmek suretiyle nefsinden günahın hatırasını çıkarmaktır. “Bütün iyilikler Allah’tandır; kötülüklerde nefsinizdendir” (Nisa/79) ayetini düstur edinerek yaşamaya çalışmaktır. Bunun içinde KURAN ve SÜNNET ilmini bilmek gereklidir. Senin nefsinin hakikati işte bu sırdır. Yani Kur’an ve Sünnet. Bunlara uyarsan nefsinden günahı çıkarmış olursun nefsi natıkayı söz konusu sırrına eriştirmek için açık ve gizli şirktende arınmalısın. Şirkten arınma ile günahın kalbinden hatırasıda çıkmış olur. Bu ise tevhid-i efal, tevhid-i hüviyet mertebelerinin idrak ve yaşantısı ile mümkündür.

Tevhid mertebelerini kat edip, nefsini asli hali olan Kur’an sırrına ve Allah’ın nuruna ulaştıran için ise günah olamaz. Zira o, nefsiyle NUR’dur. Nefsinde KURAN mevcuttur. Nefsinde KURAN ve NUR olan ise ZATIN MUTLAK HAYIR tecellisi içindedir. Zira Allah mutlak hayırdır. Şer zandan ibarettir. En büyük vehim ve zan kendini-nefsini HAKK’tan ayrı görmektir. Bu nedenle en büyük günah “benlik şirki” ve buradan kaynaklanan fiil, esma, sıfat, zat ve hüviyet şirkleridir. Bu nedenle Efendimiz; “Vücudundan daha büyük günah olamaz” buyurmuşlardır. Bu şirklerden kurtulmanın yolu kamil tevbe ve istiğfardır.

Masum nefsine ve Rabbına arif olandır. Onda Hakk zuhurdadır. Nefsin hakikatini idrak ile onu Hakk’a teslim etmiştir. Nefsi itibari ile Hakk’ın tecellisi içindedir. O da tecelliye Hakkıyla riayet edendir. Hakk ise daim tecellidedir. Kul ise “tecelli hüviyeti” ile O’nu temsil edendir. Ve kul O’nu kamil manada temsil ve tafsil edemediğini bildiğinden tevbe eder. Bu kamil tevbedir.

Kamil tevbe, istiğfarda Hakk irfanı ve nefse irfan ve mutlak tevhid mevcuttur. Böylece kişiler huzur, huşu, sürur halinde olduğundan mutlu bir gülüş içindedirler.

Kamil tevbe-istiğfarda şu hususlar bulunur:

1. Kişinin “benlik” idraki ile nefsinin hakikatini Hakk’a ait bilmesi ve görmesidir. Beşeri benlikten kaynaklanan arzu ve heveslerin ortaya çıkışından tevbe etmektir (BENLİK TEVBESİ).
2. Sevgilerin merkezine Hakk’ı ve Sünneti alarak sevgide aşırılıklardan tevbe etmektir (MUHABBET TEVBESİ).
3. Fiil tercihlerimizde ortaya çıkan hata, kusur ve günah addedilen (Kur’an ve Sünnete göre) fiillerimizden tevbedir (FİİL TEVBESİ).
4. Hakk’ın isimlerini gerçek yüzle ve gerçek hüviyetleri ile açığa çıkaramamaktan kaynaklanan tevbedir (İSİM MERTEBESİ TEVBESİ).
5. Hakk’ın sıfatlarını kamil manada temsil ve tafsil edemediğini bilerek yapılan tevbedir (SIFAT MERTEBESİ TEVBESİ)
6. Hakk’ın Zati Hüviyetini gerçek manada temsil ve tafsil edemediğini ve halifelikteki eksiklerini bilerek yapılan tevbedir (HÜVİYET MERTEBESİ TEVBESİ).
7. Bütün bu mertebeleri birleştiren aczi ve fakrı bilerek yapılan tevbedir (KÜNHÜ ZAT MERTEBESİ TEVBESİ).

Böyle bir tevbe-istiğfar içinde “irfan” bulundurduğu ölçüde “kemal-tevbe” vasfını taşır. Efendimizin “Günde yetmiş veya yüz defa tevbe-istiğfar ederim” buyurdukları tevbe işte bu kemal vasfını taşıyan tevbedir. “Allah” ismi camisi bünyesinde tüm bu mertebeleri taşımaktadır. Bu irfan ile söylenen “Estağfurullah” kamil bir tevbeye insanı ulaştırır. Ancak böyle bir irfan ve tevhid ile kamil tevbe yapılabilir. Zira “izafi hüviyet” Hakk’ın tecellisi kadar O’nu temsil ve tafsil edebilir. Nefsindeki eksiği bilmek kadar irfan olamaz. Aczini ve fakrını ifade etmek ise en büyük idraktir. Bu ise gerçek manada HAKK’ı bilmekle mümkündür.

İşte Benliğinin=ene sırrının Kur’an ve Nur olup bununda Allah’a ait olduğunu idrak ve müşahede ettiğinde Hu sırrına ulaşır varlığında HAKK’ı bulup O’na vasıl olursun. Hüviyetinle O’nu temsil ve tafsil etmek suretiyle “halife” vasfını taşır ve abduhu sırrına ulaşırsın. Bunun iki mertebesi vardır. 1. Nefsine arif olmak 2. TEvhid yolu ile Rabbine arif olmak. Bu iki vasfı nefsinde birleştiren için ise günahın kokusu bile olamaz.




önceki sayfa               sonraki sayfa
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam176
Toplam Ziyaret540697
Hava Durumu
Saat
Takvim