Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

Namaz ve İnsan

NAMAZ VE İNSAN

İnsan suret olarakta Kur’anı temsil etmektedir. Başımız (.) nokta şeklinde vücudumuzun en üst kısmında yerini almıştır. Başımızın altı elif (ا) harfi formunda yerini almıştır. Vücud ayaklar yan yana getirildiğinde ise lam (ل) harfi şeklindedir. Baş ise aynı zamanda mim (م) harfi şeklinde yerini almıştır. “Elif, lam, mim. Zalikel kitabü lâ raybe fiyhi” (Bakara/1-2) “Elif, lam, mim. Bu kitapta hiç şüphe yoktur” buyurulmuştur. İnsan-ı kamil, elif lam mim harfleri ile temsil edilmektedir. “İnsan ve Kur’an ikiz kardeştir” hadisi ve yukarıdaki ayetle birleştirilerek değerlendirilirse, insan hem zahiri suret hem batını siret açısından Kur’an ile dürülü olarak halk edilmiştir. Başımızın nokta (.) şeklinde olduğu düşünülürse, ve besmeledeki noktanın künhü zat mertebesini yani ilahi zatın sırrını temsil ettiği hatırlanırsa, insan aynı zamanda Allah’ın sırrını başında ve kalbinde taşıyan ulvi bir varlık olarak halkedilmiştir. “İnsan benim sırrımdır, sırrımın sırrıdır” kudsi hadisiyle bu gerçek bize hatırlatılmıştır. Aynı zamanda insanın yüzü zatını temsil eder. Her insanın yüzü kendini temsil eder. Allah ahadiyetinin temsilini göstermek için, yüzünü kişiye özel kılmıştır. Ona ahadiyetinin anlaşılması için numune sunmuştur. Tıpkı parmak izi, ses izi, göz izi vb. kişiye özel olması gibi.

İnsanın yüzü zatını temsil eder. Herkesin yüzünün farklı olması Allah’ın ahadiyeti sırrının insandaki tecellisidir. Tıpkı parmak izi, göz, ses izinin farklı farklı olması gibi. Yüz ayrıca Allah’ın zati ve sübuti sıfatlarının yansıdığı yerdir.

Göz basarın, kulak sem’in, akıl irade ve ilmin, ağız kelamın, ağız ve burun ise nefes yoluyla hayat, irade ve kudretin yüzdeki temsilcisidir. Alında iki kaş ortasında ise kalpteki nefsi natıkanın zahire yansıdığı kısımdır. Nefsi natıka ise Allah’ın Zati sıfatlarının mazharıdır. İşte secdede kalpteki nefsi natıka merkezinden alındaki zahir yönüyle kalpteki tecelli vasıtasıyla alemlerle ilişki kurulur. Nefsi natıkanın batını kalp, zahiri alındır. Bu iki yerden nurun müşahede edildiği ehline malumdur.

Namaza başlarken Allahuekber derken erkeklerde kulağa kadınlarda kalp hizasına getirilen ellerle (99 esma) namaza başlaması, Zatı, sıfatları, esmaları ile onlara bürünerek başlanmasıdır. Secdede ise hepsi sahibine teslim edilmiş olur. Namaz bu nedenle zahiri ve batını olarak “Allah” tecellisidir. “Rahman” tecellisidir. “İster Allah deyin, İster Rahman deyin, hangi isimlerle çağırırsanız çağırın en güzel isimler Allah’ındır” (İsra/110) ayetiyle zahiri olarakta Allah’a duadır, salattır. Kulluk mührünün zahirinde ifadesidir. Batında buna uydurulursa kamil namaz oluşur.

Aynı zamanda nokta (.) olan baş ve elif (ا) olan vücud yan yana getirildiğinde Arapçada 10 (ا.) sayısı oluşmaktadır. 10 sayısı tasavvufta kamil sayıyı oluşturmaktadır. Nokta (.) künhüzatın sırrını göstermekte, elif (ا) ise künhüzatın taayyün ve tecellisi ile oluşan alemleri göstermektedir. Nokta (.), nefesi rahman ile genişleyip, elif (ا) şeklini almıştır. Eliften (ا) de tüm harfleri oluşturmak dolayısıyla, kaynağını noktadan alan elif, harfleri bünyesinde bulundurduğundan, nokta ve elif, tüm Kur’anı temsil etmektedir ve 10 (ا.) sayısı bu nedenle kamil sayıdır.

İnsanda hem suret hem siret olarak bu kemal üzere halkedilmiştir.

“Biz insanı en güzel surette yarattık” (Tin/4) vurgulanarak bir açıdan bu gerçekte belirtilmiştir.

İnsanın başının nokta olması yanında nefsi natıkasının zuhura çıktığı yerde yüzdedir. Alnında, iki kaşın arasında nefsi natıkası nur ve tesbih taneleri şeklinde zuhura çıkmaktadır. Bu ehline malumdur. Nefsi natıkanın bu noktasal yönünün batını yönü ise kalpte nokta-i süveyda’da dürülmüştür. “Nokta-i süveyda” sını nur edip, aslına dönüştüren kişide bu batını nefsi natıka noktasından secdede Nuru Muhammedinin ve göz nurunun müşahede edildiği ehline malumdur. İşte bu iki noktayı zahiri ve batını nefsi natıka noktalarını nur eden insan “Yasin” hitabına muhatap olmaktadır. Arapçada ye harfi (ي) altta olan iki nokta olarak ifade edilmektedir. Bu zahiri ve batını nefsi natıka noktalarını temsil ettiği gibi, aynı zamanda bir nokta künhüzatın sırrını, diğer nokta ise alemleri kendinde düren nefsi natıkasını nur edip nokta olarak diğer noktaya ayna olan insanı temsil etmektedir. Yasin ayetinden sonra “Velkuranilhakim” (Hikmetli Kur’ana and olsunki) ayetinin gelmesi İnsan ve Kur’anın ikiz kardeş olduğunu insanın hakikatinin Kur’an ve ilahi hüviyet kaynaklı olduğunun delilidir. İnsan bu nedenle hem zahiri hem batıni olarak “Ahsen-i takvim” olarak halkedilmiştir.

Kişi, secdede yüzünü yani zatını, zatına ait tüm isim, sıfat ve fiilleri Hakkın Künhü Zat mertebesine teslim ederek, bu sahip olduğu varlığın kaynağına, Zata secde etmektedir. varlığını Zatın taayyün ve tecellilerine bağlı olarak sürdürdüğünün idrakine varmaktadır. Nefsi natıka olan noktanın sırrı künhü zat noktasında eriterek tekliğe, tek noktaya ulaşır. Buda besmelenin altındaki noktaya ulaşmaktır. İşte bu sırra binaen Hz. Ali (kv): Ben Be’nin altındaki noktayım” buyurmuştur.

İşte namaza nokta; elif, lam, mim özelliklerini yani Kur’anı bünyesinde ve suretinde taşıyarak Allah’la huzurdadır. Ayakta elif (ا), rükuda dal (د) secdede mim (م) şeklini alarak Adem (ادم) mührünü her rekatta şeklen yazmaktadır. Tehiyyatta oturduğunda başı ile mim (م), vücud ve bacakları ile ha (ح) dizleri ve ayakları ile mim (م), kolları-dirsekleri ile dal (د) çizerek Muhammed ( ) ismini şeklen yazar. Böylece muhammediyet mertebesine ulaşır. Namaz Adem’den Muhammed’e tüm peygamberleri, enbiyayı velayeti bünyesinde bulunduran bir sistemdir. Bu suretler ile de onların ahlaklarından, ilimlerinden faydalanma imkanına da sahiptir. Bu hususu destekleyen en büyük delilde ellerimizdir. Ellerimizde sağda (٨ا) 18, solda 81 (ا٨) olarak Arapça olarak mühür vurulmuştur. Genetik yapı değişmediğinden Adem’den, kıyamete gelecek insanlara kadar her insan bu mührü taşıyacaktır. Kur’anın Arapça geleceğinin ve son peygamberin Hz. Muhammed olacağının en büyük delillerinden biride budur. Bu mühür ezeli ve ebedidir. İşte namaza başlarken 18+81=99 esma ile huzura çıkmamız bu delille ve esmaların manaları ile zuhura çıkmamız demektir. Allahuekber diyerek hu temsili olan kulaklarımıza ellerimizi götürdüğümüzde parmaklarımız Allah ( ) yazmaktadır. Secdede aynı zamanda bu esmaları gerçek sahibine iade edip, teslim etmekteyiz aynı zamanda.

Namazda Ademden, Muhammed’e kadar tüm peygamberlerin mertebelerinden feyz, ilham, mana, nur, ruh ve ahlak almaktayız.

Ayrıca dua aşamasına geçtiğimizde, başımız mim (م), vücudumuz ve bacaklarımız ile ha (ح) ayaklarımız ile mim (م) kollarımızı gövdeden açarak dal (د) yazarak Muhammed ismini ebedi olarak yazıyoruz. Dualarımızı şeklen ve manen peygamber efendimizin dualarına katmış oluyoruz. Duadaki Muhammed yazısı ile O’nun duaları ezeli ve ebedi olarak mühürlenmiş olmaktadır.

Bizde dualarımızı bu şekle ve manaya katarak dualarımızı O’nunla perçinlemiş olmaktayız.

Başın hem nokta (.) hem (م) mim olması peygamber efendimizin hakiki insanı kamil olması, mim ile Hakikati Muhammediyi temsil etmesi, Yasin hitabının ona gelmesidir. Nokta ile de künhüzatının sır noktası olmasıdır. Zira künhüzat mertebesinden ilk zuhura çıkan hakikat, hakikati muhammedidir. O da noktanın zuhurudur. Aynasıdır. Elifte noktadan zuhura çıkmış olup hakikati Muhammedi onun aynasıdır.

Sureten bu şekilde alemleri içine alan insan, batıni olarakta alemleri bünyesinde taşımaktadır.

Allah kudsi hadisinde;

“Allah Ademi kendi suretinde yarattı”, “Allah Ademi Rahman suretinde yarattı” buyurarak bu gerçekleri açıklamaktadır. Sureten bu gerçekleri bünyesinde bulunduran insan, nefesi ile, kelamı ile nefesi rahmanı da bünyesinde bulundurmaktadır. Eğitilir ve aslına ulaşırsa batınındaki hakikatleri nefesi rahmani özellikleri ile ruhu ve nuru ile zuhura çıkaracaktır. Arif kişinin durumu bu nefesi rahman ile yaşaması nedeniyle özellik arzeder. Namazda okuduğu Kur’an alemlere onun kelamıyla ulaşmaktadır. Kısacası Allah’ın tercümanı olmaktadır. Amaç bu mertebede Kur’anı okumaktır.

Ancak her Kur’an okuyanda kendi mertebesinden Kur’anı okumaktadır. Aslı üzere okuduğundan kendi mertebesi ve bu mertebe altındaki her varlığa bu özellikleri sunacaktır. Buda herkesin kendi mertebesinden manevi zekatı olacaktır. Bu da maddi zekat eğitiminde namazda olduğunun delilidir. Allah’ın insan kanalıyla alemlere rahmetidir. Zira kudsi hadiste: “Ey Ademoğlu! Seni Kendim için yarattım. Alemleride senin için yarattım” buyurulmuştur.



önceki               sonraki


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam178
Toplam Ziyaret488122
Hava Durumu
Saat
Takvim