Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

R. G. 5. Hüve Sırrı Ve İlahi Hüviyet

5. HÜVE SIRRI VE İLAHİ HÜVİYET

“Hüve” kelamı, Hakk’ın Zatını ifade eden bir isim olarak yerini alır. “Allahhu lâ ilahe illa hüvel hayyül kayyüm” (Bakara/255). ”Allah, Hayyum ve kayyum ilahi hüviyetinden (hüve) başka ilah olmayandır”. Kur’an’ı Kerimde “Deryayı Nuru Muhammed”; Adem, bütün peygamberan ve evliyanın “HÜVE” sırrıyla görüldüğü bildirilmektedir.

İalhi hüviyetiyle Allah’tan başka varlık (vücud) olmadığına göre, tekmil tüm isimler ve sıfatlar Allah’a ve HÜVE ile Zatına aittir. Allah bütün alemleri halkederek tatbikata koymuş olduğu fiiliyatı çeşitli isimlerine bağlayarak hüviyetini açtığı aşikardır. Her ismi Hakk’ın zuhurunu bilen ilahi gönüller bütün isimlerde yine O’nu zikretmiş olurlar. Allah’ın bütün bu varlıkların batınında O’nun namütenaliğini bütün esmadan tenzih ederek her şeyin fevkinde ve hepsini ifade eden birkelime olarak düşündüğümüzde “HÜVE=O” zamiri ifade bulmaktadır. “HÜVE NOKTASI” Hz. Allah’ın ZATİYETİ İLAHİYESİ’ni (hüviyeti ve benliğini) işaret eder. Hüve tüm mertebelerde, mertebelere riayetle batında Zatının bulunduğunu ve zahirdede cisim, isim, sıfatlarla mevcut olduğunu ifade etmektedir. Varlık Zat noktasından HÜVE ile tatbikata konulmuştur. Alemlerin oluşturanda HÜVE NOKTASI dır.

“HÜVE” kendisinden kendisine (Zatından Zatına) bir taayyün ve teşkilatlanma ile “Deryayı Nuru Muhammedi” halk etmiştir ama henüz “Muhammed” ismide yoktur.

“Deryayı Nuru Muhammedi” lisana geldiği zaman ilah olanın Allah olduğunu ve Allah’tan başka varlık olmadığını ve”HÜVE” nin ve hüve’de meknuz olan sonsuz ve hudutsuz esma ve sıfatın dürüldüğü hüve “Muhammed” ismiyle zuhur etmiştir. “HÜVE”, uluhiyet mertebesine tenezzül ettiğinde bunun ifadesi olarak “ALLAH” adını alır ve “la ilahe ilallah” hakikati gerçekleşir. O, bunu telafuz ettiği zaman “ALLAH” ismi zuhur etmiştir. Uluhiyeti Zat devrededir. “ALLAH” lafzı celili zuhur edince o lisan “HÜVE MUHAMMEDUN RESULULLAH” yani ilahi hüviyet hakikatini meydana çıkartacak açacak olan “RESUL HÜVE MUHAMMED” dir demiştir. Böylece “MUHAMMED” isminin zuhuru olmuştur. Bunun ilahi manası “Benim ilahi hakikatim ve hüviyetim “Muhammed” den sonra tam olarak anlaşılır” şeklindedir. Bunu ifade eden kudsi hadiste şöyle buyurulur: “Ben olmasaydım Sen olmazdın, Sen olmasaydın BEN bilinmezdim”. Nitekim “HÜVE MUHAMMEDUN RESULULLAH” ifadesiyle risalet mertebesinden görülen “MUHAMMED RESUL” olan ALLAH’tır. Bu Efendimizce “Beni gören Hakk’ı görür” olarak ifade edilmiştir.

Risalet mertebesinden icrada olan, o mertebede İnsandan (Muhammed) görünen O=HÜVE dir. “HÜVE” bu teşkilatların hepsinin meydana gelmesinden işaret edilen NOKTA’dır. Her şey o noktadan ve HÜVE’den hasıl olmuştur. “ALLAH” ismi, ismi camidir.  “HÜVE” zamiri ondan evveldir ama mahfi ve batındadır. Allah isminin HU’sunda gizlenmiştir. O zaman şu husus ayan olur. “HÜVE MUHAMMEDUN RESULULLAH” buyurduğunda “BEN HÜVE (İlahi hüviyet)” olarak Zati İlahiye kendimi Sende izhar edeceğim. Ey Muhammed demiş olmaktadır. Ve O’nun izhar etmiş olduğu bu “Muhammed” ismi “HÜVE” de CEM olur. Bütün varlıklarda “ALLAH” isminde CEM olurlar. Esma-i Muhammedi ise “HÜVE” zamirinde CEM olurlar. “HÜVE” de “Rabbilalemin” isminin hususiyeti vardır. HÜVE batın, rabbil alemin zahirdir. Burada alemlerden murat, dünya ve ahiret ve bütün alemlerdir. Bütün isimlerin kaynağı HÜVE olup, her isim O’ndan hasıl olduğu için “HÜVE” hiçbir ismin kaydına girmez. Hüve bütün isimlerle birliktedir. Bu nedenle “İSİM ZATIN AYNIDIR” ve “SIFAT ZATTAN AYRILMAZ, ZATTA SIFATTAN AYRILMAZ” tasavvuf kuralları konulmuştur. “HÜVE” batın, isim ve sıfatlar O’ndan zahirdir. En kamil ve mükemmel ifadesi ise “İNSAN” dır.

“HÜVE” ekmel olarak “İNSAN” da zuhur etmiştir. “İNSAN” bütün isim ve sıfatların mazharı olarak hepsini kapsamaktadır. ”HÜVE NOKTASI”ndan tatbikat İNSAN da en kamil olarak gerçekleşir. Bu nedenle “insan-ı kamil” asaleten Efendimiz’dir. Varisleri evliyalarda bu tatbikatı vekaleten yürütülür. “HÜVE” HZ: Allah’ın ilahi gönüllerde ilahi kemalatını ikmal eylediği isimdir ki, ZATÜZZATI işaret eder. Ancak Efendimizin haber vermesi bakımından “HÜVE” isminin zuhurundan ümmeti haberdardır. Bu nokta tevhid noktasıdır. Allah’ın ilahi tevhide rızası vardır. Şirki ise kabul etmez. HÜVE NOKTA’sının tatbik edildiği ve kendisine yakınlık vermiş olduğu ilahi gönle teveccüh edenler elbette selamete çıkarlar. (Ali-İmran/45) Peygamberlerde hem velayet hem nübüvvet hali mevcuttur. Peygamberlerin Hakk’tan vahiy alma hali “VELAYET SIRRI” ile ilgilidir. Almış olduğu ilahi vahyi halka aktarması ise “NÜBÜVVET SIRRI” ile ilgilidir. “Alimler peygamberin varisidir” hadisince arifibillahlar da “velayet nuru” ile ilahi hakikatleri taliplerine aktarır. Bu sırra binaen.

“Hz. Muhammed” Allah’ın Zat ismidir. NURU MUHAMMED “ZATÜZZAT” tır. Allah, Peygamberimize kendi ismini vermiş ve O’nda tatbik etmiştir.

“ALLAH” ismi Uluhiyeti Zat mertebesindeki HAKİKAT ismidir. Allah ismi zuhur edince, sıfat ve isimler mahfi olurlar yani batında kalırlar. Tecelli-i Zat (tecelli-i berki) denilen bu haldir. “Muhammed” ismi çok hususi bir isimdir. Bütün Zat ve sıfat isimleri “MUHAMMED” ismine (insan-ı kamile) tabidir. Zati tecelliyi anlatmak ve anlamak lafla olmaz, tatbikat ve yaşamak gereklidir. ZATİYETİ CENABI MUHAMMEDİ HÜVE’dir. Zatı Hakk’ın bu isimle MEŞHUD (görünür-zahir) olduğunu dikkate alındığında, “HÜVE” isminin bütün varlıkların sebebi hilkatı olduğu ortaya çıkar.

“HÜVE” TECELLİ ETTİĞİNDE “KESRET”; “HÜVE” HER ŞEYİ SARDIĞINDA (nüfuz-muhit) “VAHDET” meydana çıkar. Bütün esma ve sıfatın “HÜVE” isminde hem kesret, hemde vahdet halinde toplanmış olması “MUTLAK (TAM) TEVHİD” dir. Zira bu noktada tecelli tamdır. “Allah” ismi camidir. “HÜVE” ismi başka hiçbir isme benzememek suretiyle belirtilir. Zira makam-ı velayetin tecellisi “HÜVE” de zuhur eylemiştir. Bu nedenle velayet kelime-i tevhidi:” la ilahe illallah hüve Muhammeden resulullah” dır. Çünkü bütün varlıklardaki tecelli O’dur.

HÜVE’nin HE’si; Allah’ın kendisi, hüviyeti VAV ise ZATİ NEFSİ ve O’ndan hasıl olan nübüvvet, velayet,risalet ve zuhura çıkmış bütün varlıkların nefislerini ifade eder. Bu bakımdan “SEBAN MİNEL MESANİ” ve bütün evliyayı kiram “HÜVE” ismiyle dua ederler. Zira “HÜVE” ismi onların velayet hakikatlerini ikmal ederek tamam kılmaktır. “HÜVE” aynı zamanda “BAZÜL EŞHEB SIRRI” dır. “Gavs” isminin sırrıdır. Evliyaya ve velayete vaki olan itiraz “HÜVE NOKTASINA” itirazdırki, bu Allah indinde kabul edilmez.

Kişiler Peygamberlerdeki fiiliyatın “HÜVE” ye ait olduğunu ikrar ederlerse hidayete ererler. Reddederlerse iman ve tevhidleri yok olur. Ancak “HÜVE” sırrının zuhurda bulduğu gönül gerçeği görür ve bunları alimdir (semiulalim). O günül FERDİYET SIRRI’na ermiştir. Bu açıklama FERDÜRRAHMAN sırrındandır.

Muhtariyet kazanma hali ferdiyet ile ilgilidir. Zira FERD ismi Efendimizin sırrıdır. Allah’ın özellik bahşettiği velide “FERİDÜRRAHMAN” sırrı zuhur eder. Ki bu FERDİYETile vasıflanmak ve tahakkuk etmektir. Efalinde ve lisanında HÜR’dür. Zira o zatta Allah’ın arzusu dışında bir arzu zuhur etmez.

FERDİYET ismi, Hz. Allah’ın o velide zuhur bulan ilahi ismine göre zuhur eder. Feridürrahman Hatmül Velayet ile ilgili bir sırdır. Aynı gönülde “Ene Rahmeten lil Alemin” ismide zuhur bulur ki, bu da Allah’ın yaratmış olduğu bütün varlıklara kendisinden kendisine Rahmet ile muamele ettiğinin ve edeceğinin işaretidir. İnsanların baki kalması Allah’ın RAHMET ismine bağlıdır. Efendimizden “Seni alemlere Rahmet olarak gönderdik” (Enbiya/107) ayetnin sırrının ve Allah’tan “Rahmetim gazabımı geçmiştir” hadisinin o veliye yansıması ve velinin nefsinde bunların tatbik edilmesidir. Allah “HÜVE” ismi ile velayeti ilahiyesini bildirdiğinden “HÜVE” ile gelen azim bir kurtuluştur. Bütün varlıklarda HÜVE’ye dönecektir. Bu”BİHİ BİHU SIRRI” dır. Bu, HÜVE kelamının bir gönül noktası ile Hz.Allah tarafından açılmasına işarettir. Allah’ın 99 esması Deryayı Nuru Muhammed’den teşkilatlanmış olduğu alemlerdeki isimlerini bağladığı fiiliyat isimleridir. Bununla beraber hususide talim ettiği özel isimleride vardır. İlahi gönüllere bu özel isimlerin tatbikatınıda açar.

Bu sır her şey “HÜVE” ye aittir sırrıdır. Zamanımızda tatbik edilen sırdır. HÜVE SIRRI AZİM’dir. Evliyada tatbik edilen “RABBÜL ARŞİL AZİM” sırrıdır. Esmaül Hüsna “HÜVE” nindir. Sıfatlarda öyle. Gizli isimlerde HÜVE’nindir. Bu ilahi sır zamanın sahibinde (GAVS) açılmıştır. Bu açılma o ismin “İSMİ AZAM” olduğunu gösterir. Evliyada tatbikatı yapan, o noktada icraatı yapan HÜVE’dir. HÜVE hem gaybın hem şehadetin bileni ve bilinenidir. Rahman’dır. Rahmeten lil Alemin’dir. Nefsi natıka HÜVE isminin görünme noktasıdır. HÜVE bütün varlıklarda vardır. Hayy’dır. Kayyum’dur. Allah ilahi teşkilatını “HÜVE” ismiyle açarak meydana gelmiştir. Allah hangi ismi açmışsa o isimle tatbikattadır. İnsanda en kamil olarak isimlerini tatbik etmektedir. Uluhiyet ve Rubbubiyet sırrıda bu noktaya aittir. “HÜVE” den başka ilah ve Rab yoktur. “HÜVE”, ismi camii ZAT’tır. Ancak “HÜVE” Rabbimizin hususi bir ikramı olup, onu kendi arzu ettiği gönüllerde açar ve bildirir. “Her şey “hüve” ye dönecektir” den murat bütün varlıkların HÜVE’de CEM olmalarıdır. O da Deryayı Nuru Muhammedi (Hakikati Muhammedi) ile açılmıştır.

“HÜVE” isminde “İNSAN SIRRI” ve bu sırrın havi olduğu VELAYET, NÜBÜVVET, PİRİYET, GAVSİYET… vb. ilahi sırlar vardır. Hakk’ın bu sırla zuhur etmesidir. “Ben insanın sırrıyım. İnsanda Benim sırrımdır” buyurulan hakikattir. “HÜVE SIRRI” Efendimiz’de açılmış O’ndan sonra vekaleten varislerine intikal etmiştir. velayet nuru ile varislerinde “NURU MUHAMMEDİ” intihaliyle devam etmektedir ve kıyamete kadarda devam edecektir. “hüvel evveli velahiri vez zahiri vel batın” (O ilahi hüviyetiyle evveldir, ahirdir, zahirdir, batındır” (Hadid/3) ayeti bu sırrıda taşır.



önceki sayfa               sonraki sayfa

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam41
Toplam Ziyaret486437
Hava Durumu
Saat
Takvim