Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

H.M.S. 45. Halvet Ve Celvet Hakikati

45. HALVET VE CELVET HAKİKATİ

Halvetin ve celvetin şeriattaki daynağı “Beni içinden zikredeni içimden zikrederim (halvet), bir toplulukta zikredeni ise daha hayırlı bir toplulukla zikrederim (celvet)” anlamındaki kudsi hadistir. Bu kutsi hadis halvet ve celveti içeren bir hadistir. Hz. Peygamber şöyle buyurur: “Allah vardı ve O’nunla birlikte hiçbir şey yoktu”. Halveti bir açıdan yaşantısı bu hakikattir. Hz. Peygamber’e “Yaratıkları halk etmezden önce Rabbimiz neredeydi?” diye sorulduğunda “Altında ve üstünde hava bulunmayan Âmâ’da idi” buyurmuşlardır. Allah sonra alemi yaratmış, hükmünü vermiş kendi isimlerinin zuhuruyla eşyayı yaratmıştır. Hakk’ın kendinde oluşu halvet, alemi-eşyayı yaratması celveti temsil etmektedir. “O her an bir iştedir (tecellidedir)” (Rahman/29) ayeti ile de halvet ve celveti bütünlemiştir.

Halvet makamların en üstündür. O, insanın imar ettiği, zatını ve nefsini idrak ettiği menzildir. Halvette bu nedenle Hakk’tan başkasına yer kalmamalıdır. İnsan batını itibariyle Hakk’ın suretinde yaratıldığından, insan kendine döndüğünde halvette Hakk’tan başkasını bulmamalıdır.

Halvet ve celvetin birlikte idrak edilebilmesi için “eşyanın hakikati” idrak edilmelidir. Eşyanın hakikati idrak edilmeden halvet-celvet ilişkisi anlaşılmaz. Allah alemlerin her zerresinde Zatıyla kaim ve batın, Vücuduyla mevcud, sıfatıyla muhit ve tecelli, esmasıyla tecelli ve malum, kudretiyle fail, fiiliyle zahir, eserleriyle meşhud batını ile sırdır. Allah’ın Zatı itibariyle birliktelik halveti, sıfat-isim-fiilleriyle olmak celveti cezp eder. Eşyayı oluşturanda hakikati itibariyle isim ve sıfatlardır. Batında Hakk vardır. Zata dönmek halveti, isim ve sıfatlarına dönmek celveti oluşturur. Hakk “Nur” ismiyle tecelli ederek alemleri ve insanı oluşturur. Bu nedenle insan Hakk’ın suretine göre var oldu. Bu ise “Allah Adem’i kendi suretinde yarattı” kudsi hadisinde ifade edilendir. Hakk kendini şöyle ifade ediyor: “Hüvel evveli vel ahiri vez zahiri vel batın” (Hadid/3) “O ilahi hüviyetiyle evveldir, ahirdir, zahirdir ve batındır”. İnsanda bu dört vasfa göre yaratılmıştır. Kişinin batın ve evvel haline yönelişi halvet, zahir ve ahire yönelişi ise celvettir.

İnsan Hakk suretinde yaratılışı itibariyle alemde en değerli varlıktır. Allah insanı bütün hakikatlerin toplayıcısı ve alemdeki halifesi yapacak alemdeki bütün suretlerin gücünü ona verdi. Allah şöyle buyurur: “Ayetlerimizi onlara ufuklarda ve nefislerinde göstereceğiz” (Fussilet/53). Bunun amacı insanın alemdeki bütün ayetleri içeren veciz bir alem olduğunu öğrenmelerini sağlamaktır. “Ne var alemde, o var Adem’de” hakikatinin bizzat yaşanması içindir.

Halvet sahibine keşf olunan ilk şey, nefsinin ayetlerinden önce alemin ayetleridir. Çünkü alem ondan öncedir. Allah ayetlerimizi ufuklarda göstereceğiz demiştir. Ardından alemde gösterdiklerini nefsinde insana gösterir. Ayetler halvete girene Allah’ın alemdeki varlıkların mazharından zuhur eden olduğunu gösteren delildir. Bu “zahir” esmasının anlaşılmasıdır. Bu suretle kişi celveti yaşar. Her bir şeyde tecelli ve zuhur ile Hakk ortaya çıkmıştır. O her şeyi ihata edendir. Batın ve evvel itibariyle Hakk’tır. Bu ise halvet hakikatidir. Zuhurda olan isim ve sıfatlarıdır, bu ise celvettir. Hepsini birleştiren (zahir-batın-evvel-ahir) ise halvet ve celveti birleştirendir.

Aleminde Hakk’ın zuhuru olduğunu ve Hakk’ın hem alemi hemde insanı ihata ettiğini hem Zat, hem sıfat, hem esma, hem fiil mertebelerinde idrak eden olur. İnsan bu nedenle gayb ve şehadet bütün mertebeleri nefsinde bulur. Bu suretle halvet ve celveti birleştiren cem-ul cem makamına yerleşir. Hangi mertebeden bakarsa o yönle Hakk’ın tecellisini görür. “O her an tecellidedir” (Rahman/29) ayetinde belirtilen hakikati idrak eder. “Nereye dönerseniz Allah’ın vechi oradadır” (Bakara/115) hakikatini yaşar. O Rabbiyle halvettedir. Varlıkların çoğalması ile celvettedir. Bu ise vahdette kesret, kesrette vahdet yaşantısıdır. Baktığı mertebe itibariyle vahdet ve kesret, halvet ve celvet izafi olur. O hepsini birleyen olur. Zira Hakk’ın hüviyeti tektir. Vücud birdir Tek Vücud hüviyetinde, mertebeleri seyreder ve bilir. Ariflerin seyri bu şekildedir. Bu nedenle nereye dönse Hakk’ı gördüğünden her şeyden bilgi alır. Ve şu dua dilinden düşmez: “Rabbim! İlmimi arttır” (Taha/114)




önceki sayfa               sonraki sayfa

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam199
Toplam Ziyaret488143
Hava Durumu
Saat
Takvim