Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

H.M.S. 24. İlahi Kelam Hakikati

24. İLAHİ KELAM HAKİKATİ

Kelam Allah’ın sıfatıdır. Hakk, kelamıyla alemlerde zuhur eder. Hakk, ilahi kanunlarını içeren kelamı ile alemlere muhittir. Kelam sıfatı en üstün şekliyle insanda zuhur eder. Hz. Peygamber şöyle buyurur: “Bana cevemiu’l kelim (bütün hakikatleri toplama özelliği) verildi. Allah ise şöyle buyurur: “(İsa) O’nun kelimesidir, onu Meryem’e aktardı” (Nisa/171). Başka bir ayette ise şöyle buyurur: “Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etmiştir” (Tahrim/12). Kim hükümdar olan Allah’dan emir alıp uygularsa o kelamı uygulayandır. İsrafil bu konuda Hakk’ın elçisidir. İsrafil, nefhedeceği (üfleyeceği) şeyi (hakikati) Hakk’a izafe edilen Hakikat-i Muhammedi’den üfler. İsrafil’in üflemesi hakkında Allah şöyle buyurur: “O gün sura üfleriz” (Neml/87). Üflenen hakikatte “Hu” dur. İlahi hüviyettir. Hüviyet-i Mutlaka’dan yansıyan kelam dahil isim ve sıfatlar izafi hüviyetin temsili olan insanda zuhur eder. Üfleyen İsrafil kanalıyla Hakk’tır. Kelamında sahibi bu nedenle Hakk’tır. Üfleyen İsrafil olduğu halde Allah üflemeyi Zati Nefsine izafe etmiştir. üfleme nefesi Rahmandır. Tüm ilahi sıfat isimleri içerir ve alemlerdeki her şeye sirayet eder. Kelamın içerdiği tüm hakikatlerde alemlerde zuhura çıkar.

İnsan-ı Kamil kelam sıfatınında en kemalli zuhurudur. Bu nedenle Hz. Peygamber bütün hakikatleri nefsinde toplar. O halde üfleme Allah’tan, kabul ise suretlerdendir. Bu ikisi arasında Hakk’ın sırrı bulunur. Bu sırda üflenen hakikat ve anlamıdır. Bu hakikati kabul istidatı oluşturur. Bu nedenle ehlullah “isdidat nuru kabuldür” buyurmuşlardır. Hakikatin anlamı ise nurunu en iyi yansıtan en kemalli insanı oluşturur. O da Hakikati Muhammedi ve nokta zuhuru Hz. Peygamberdir. Bu ilahi hakikati ve sırrı taşıyan insan sayesinde hakikatler zuhur eder. Allah şöyle buyurur: “Ona üfledi ve Allah’ın izni ile kuş oldu” (Ali-İmran/49). Üfleyen zahiren insan batınen Hakk’tır. İnsanda zuhur eden Hakk, insan Hakk’ın kelamının zuhur mahallidir. Başka bir ayette şöyle buyurulur: “Sur’a üflenir ve Allah’ın diledikleri hariç yerlerdeki ve göklerdeki herkes bayılır. Sonra ona bir defa daha üflenir bir anda ayağa kalkıp bakınırlar” (Zümer/68). Üfleme bir olduğu gibi üfleyende birdir. Farklılık isdidat nedeniyle üflenilen şeydedir. Üfleyen ile üflenen arasındaki ilahi sır, her durumda gizlenmiştir. O da ilahi hüviyettir. Kelamıdır. İlmidir. O’da Kur’andır. Zira Kur’an “Cemi esma ve sıfatı cami Zat” olup ilahi kelamı ve ilmi bünyesinde toplar. İlahi sır, hüviyetin Kur’an ile nefse yansımasıdır.

Alemlerdeki her şey bu ilahi sırdan isditatı ölçüsünde payını almıştır. İnsan kemali temsil eder. Bu nedenle “İnsan ve Kur’an aynı batında doğan ikiz kardeştir” hadisi bir bakıma bu sırrı yansıtır. Alemlerde ki her şeyde kendi mertebesinde istidadına göre filli Kur’an, temsili Kur’an ve tafsili Kur’an’dır. İlahi Kelam ve ilim ile ilahi nur, cevam’ül kelim özelliğiyle Hz. Peygamber’de en kemalli olarak zuhur etmiştir. Allah’da O’nu övmüş ve şöyle buyurmuştur: “O hevasından konuşmaz. Konuştuğu vahy iledir” (Necm/3-4). Bu özellik, Hz. Peygamberin nefsi natıkasının ilahi nuru ve Kur’an’ın sırrını Hakk’tan alması ve aynen yansıtması sayesinde zirveye ulaşmıştır. İnsanlarda bu vasfa nefs tezkiyesi ile ulaşır. Nefs mertebesi ile ilahi kelamın zuhuru arasındaki ilişkide “nefsi natıka” sayesinde gerçekleşir. Kim nefsini arındırırsa, o kişiden ilahi kelam, sır ve hakikatler zuhur eder. Fiillerde Kur’an’ı yansıtır. Bu nedenle Hz. Resul “Benim mucizem Kur’an’dır”  buyurmuş ve Hz. Ali’de “Ben Kur’an-ı Natık’ım, yaşatan Kur’an’ım” buyurmuştur. Burada ilahi sırlar ve hakikatler fiile dökülmüştür. Hedef ilahi kelamı yaşamaktır. Bu hakikate ise “Salih amel” denilmektedir. Salih amelin manası ve kelamı Hakk’tan, fiili kuldandır. Kul Hakk’ın kelamını yansıtan ve gerçekleştirendir. Mana Hakk’tan, kelam Hakk’tan, fiilin kudreti Hakk’tandır. Kul zuhur mahallidir. Bu nedenle Allah şöyle buyurur: “Bütün iyilikler Allah’tandır, kötülükler nefsinizdendir” (Nisa/79).yukarıda zikrettiğimiz nedenlerle iyilikler Allah’a aittir. Hakk’ın şerre iradesi ve emri yoktur. Bu nedenle kötülükler nefsi emmare mertebesiyle kula izafe edilmektedir. Zira kul Hakk’ın mana ve kelamının dışına çıkmış, kendi heva ve hevesleri doğrultusunda fiilde bulunmuştur. Ödül ve cezayı gerektiren, cennet ve cehennem ayrımınıda getiren bu hakikattir. Bizim kısaca “kelam hakikatinde” belirttiğimiz, bu sır Hakk’ın bütün ilahi isimleri ve sıfatları içinde geçerlidir. Bu hakikati idrak eden nefis, şeriatın sırlarınada ulaşır. Alemlerdeki ilahi kanunların sırlarınada erişir. Her an tevbe hakikati ile ve şükür hakikat ile meşgul olur. Hakk’ta sebat ederek, ilahi kelamın sırlarına erişir. Zira nefsi natıkasına üflenen ruh Allah’ın ilahi isim ve sıfatlarıdır. Kul bunları en iyi şekilde zuhura çıkarmakla yükümlüdür. Bunu öğreten ve sağlayan ise ilahi Kelam ve Kur’an ve Sünnet-i Muhammedidir.



önceki sayfa               sonraki sayfa

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam205
Toplam Ziyaret488149
Hava Durumu
Saat
Takvim