Üyelik Girişi
Site Haritası
Önerilen Siteler

lâ mahbube illallah; Muhammeden resulullah

Lâ mahbube illallah muhammeden resulullah

Lâ ilahe illallah, lâ mahbube illa Hu

İnsan bilmelidir ki Allah’tan başka, ilahi hüviyetten başka sevilen yoktur. Allah’ın sevilmesi, bilinmesine bağlıdır. Allah severse bizlerin O’nu sevebilmesiyle mümkündür. Allah’ın sevdiği amellerle O’na yakınlaşmak O’nunla olmak mümkündür. Allah’ın neleri sevdiği, neleri sevmediği ise Kur’an ve Sünnet-i Muhammedi ile açıkça belirtilmiştir. Allah mevcudları ile zuhura çıktığından, insan neyi, kimi severse sevsin; sevdiği şeyde Allah’ın bir yüzü vardır, yani ilahi hüviyetten hissesi vardır. Ancak sevilen her mevcud, Allah’ın bir vechidir. Kendi mertebesinden ilahi hüviyetin zuhura çıktığı şeydir. Allah sevgisini tek yüzle sınırlamak, onu put edinecek düzeyde sevmek, ilahi sevgiyi israf etmektir. Sevilecek olan, sevilmesi gereken Hüviyet-i Mutlaka olan Zattır. Sevgiyi, muhabbeti ilahi hüviyeti temsil eden Kur’an ölçüsünde mevcudlara yöneltmek ise ilahi sevginin mevcutlara sağlıklı bir şekilde yönlendirilmesidir. Aksi ise patolojik bir sevgidir. Sevginin en iyi yönlendirmesini bize gösteren örnek model Hz. Muhammed (sav) dır. Bu nedenle Habibullah lakabı almıştır. Tüm yüzlerin sevgilerini Kur’an ölçüsünde alemlere sunan en iyi modeldir.

Tüm bu yüzleri birleştiren hüviyeti ile Allah’tır. Allah uluhiyeti ile tüm bu sevgileri, her sevgiye gerçek ve hakiki değerini vererek, bünyesinde bulundurur. Zira Allah ismi camisi, zuhur yerlerinde her ilahi isme hakkını nefsinin mertebesine göre veren Zatı temsil eden isimdir. Bu şekilde alemlerde uluhiyetini ilan eder. “Hakikati Muhammedi” vasıflarıyla ezelden ebede kadar hükmü bakidir. Ancak O’ndan veraset alan varisleri O’nu temsil ederler.

Muhabbet, hükmü hem ilahi hem kevni mertebelerde müşterek külli bir hakikattir. Nefesi rahman tecellisi muhabbet hükmünüde taşır. Muhabbet ilişkisi Hakk ve halk arasında sabittir. Bir açıdan Hakka, bir açıdan halka nispet edilir. Hakk ve halkı birleştiren bu ilahi-zati muhabbettir. Bu ilahi-zati muhabbet olmasaydı, Hakkın halkı, halkında Hakkı sevmesi mümkün olmazdı. İlahi-zati muhabbettin ilk tecellisi hakikati Muhammedi’dir. Zati mahbubiyet Hakikati Ahmediye, Zati muhibbiyet ise Hakikati Muhammedi mertebesidir. Hz. Muhammed (sav) bu hakikat nedeniyle Habibullah’dır.

Hakikati Ahmediyye’de Hakkın Zati sevgililiği, Habibliği yüz gösterir. Mahbubun zatında bulunan ve bir sıfatı ile sıfatlanmayan, bir işaretle işaret olunmayan sevgi, muhabbeti gerektiren hallerin varlığı belirmesi hasıl olur. “Hakikati Muhammedi” mertebesinde sevgi ve muhabbet Zat ve sıfatla karışıktır. Fakat Hakikati Ahmediyyede sevgi ve muhabbet sırf Zata yönelik olur. Hubb-ı sırf olarak adlandırılır. Hakikati Muhammedi’yedeki sevgi, muhabbet Zat ile olup taayyün itibariyle sıfat ve isimlerede yöneliktir. Her taayyünede sırayet etmiştir. Bu nedenle Peygamber Efendimiz’in Hakk ile dostluğu perdesizdir. Halbuki Hz. İbrahim’in dostluğu ise perdeli bir dostluktur. Hubb-ı sırf (saf muhabbet) olan Hakikat-i Ahmedi’yeden nefesi rahman ile ilk taayyün olan Hakikat-i Muhammediye’ye, oradanda tüm taayyünlere bu muhabbet sirayet etmiştir. Nefesi rahman Vücud’un (varlığın) ta kendisidir. Bu itibarla nefsül vücud olarak, vücud-i vahid olarakta ifade edilir. Rahman’da Vücud oluşu itibariyle Hakk’tır. Ve bu Zati muhabbet Nefesi Rahman yoluyla tüm mevcutlara sirayet etmiştir. Hakkın Zati Nefsinden Nefesi Rahman ile ayan-ı sabitelere tecellisi ile nefs-i natıka hakikati oluşur ki, nefsin hakikatide bu Zati tecellinin sonucudur.


önceki sayfa            sonraki sayfa

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam82
Toplam Ziyaret466193
Hava Durumu
Saat
Takvim